Anglikanizmin Otuz Dokuz Maddesi (MS 1571)

Bu, 1571 tarihli Anglikanizmin Otuz Dokuz Maddesi’nin (Thirty-Nine Articles) inanç esaslarını ve teolojik doktrinlerini içeren eksiksiz Türkçe çevirisi.

Giriş

Otuz Dokuz Madde (“Thirty-Nine Articles of Religion”), Anglikan geleneğinin en önemli inanç metinlerinden biridir. İngiltere Kilisesi’nin Kutsal Yazılar, kurtuluş, sakramentler, kilise, hizmet görevi ve devlet-kilise ilişkisi gibi temel doktrinlerini özetleyen bu belge, Reformasyon döneminde ortaya çıkmış ve yüzyıllar boyunca Anglikan öğretisinin temel standartlarından biri olmuştur. Elinizdeki çeviri, bu tarihî metni Türkçeye kazandırarak Anglikan teolojisinin en önemli kaynaklarından birini Türkçe okuyucuyla buluşturmayı amaçlar.

Maddelerin kökeni, 16. yüzyıldaki İngiliz Reformu’na dayanır. Başpiskopos Thomas Cranmer tarafından hazırlanan Kırk İki Madde (1553), daha sonra Kraliçe I. Elizabeth döneminde gözden geçirilerek 1563 yılında Otuz Dokuz Madde hâline getirilmiş, 1571’de ise İngiltere Kilisesi’nin resmî doktrin belgesi olarak kabul edilmiştir. Metin, Roma Katolikliği ile kıta Avrupası’ndaki Reform hareketleri arasında şekillenen İngiliz Reformu’nun ürünü olup, İngiltere Kilisesi’nin kendine özgü teolojik kimliğini ifade etmeyi amaçlamıştır.

Teolojik bakımdan Maddeler, Kutsal Yazılar’ın iman için nihai otorite olduğunu, insanın yalnızca Tanrı’nın lütfuyla ve Mesih’e iman aracılığıyla aklandığını öğretir. Yalnızca Vaftiz ve Rab’bin Sofrası’nı Mesih tarafından kurulmuş sakramentler olarak kabul eder, Roma Katolik transsubstansiyasyon öğretisini reddederken Rab’bin Sofrası’nda Mesih’in gerçek ruhsal varlığını da korur. Ayrıca seçimVeya predestinasyon. öğretisini benimsemekle birlikte bunu ihtiyatlı ve pastoral bir çerçevede ele alması, onu dönemin daha katı Reformcu itirafnamelerinden ayıran dikkat çekici özelliklerden biridir.

Yüzyıllar boyunca İngiltere Kilisesi’nde din adamlarının bağlılık göstermesi beklenen temel doktrin metni olan Otuz Dokuz Madde, bugün de Anglikan Komünyonu’nun tarihî inanç belgeleri arasında yer alır. Her ne kadar günümüzde bütün Anglikan kiliselerinde aynı ölçüde bağlayıcı kabul edilmese de, Anglikan düşüncesini anlamak için vazgeçilmez bir kaynak olmayı sürdürür. Reformasyon tarihinin en etkili belgelerinden biri olan bu metin, hem Anglikanizmin gelişimini hem de Protestanlığın kendine özgü Anglikan ifadesini anlamak isteyen herkes için önemli bir tarihî ve teolojik tanıklıktır.

Otuz Dokuz Madde (Tam Metin)

Görüş farklılıklarının önlenmesi ve gerçek dine ilişkin karşılıklı mutabakatın sağlanması için, 1562 yılında Londra’da toplanan kurulda her iki eyaletin başpiskoposları ve piskoposları ile bütün ruhban sınıfı tarafından kabul edilmiştir.

Majesteleri Kral I. Charles’ın emriyle, kraliyet beyanı başına eklenerek yeniden basılmıştır.

Majestelerinin BeyanıBu beyan, İngiltere Kralı I. Charles tarafından, Maddeler’in 1628 tarihli yeniden basımına, kraliyet desteğini ifade etmek amacıyla eklenmiştir.

Tanrı’nın buyruğu uyarınca ve meşru unvanımız gereğince, egemenlik alanlarımız dahilinde İnancın Savunucusu ve Kilise’nin Yüce Yöneticisi olarak, sorumluluğumuza emanet edilen Kilise’yi gerçek dinin birliği ve barış bağı içinde muhafaza ve idame ettirmeyi ve hem Kilise hem de devlet içinde ayrılık besleyebilecek gereksiz tartışma, çekişme veya ihtilafların ortaya çıkmasına izin vermemeyi, bu Krallık Makamımıza ve kendi dinî bağlılığımıza en uygun görev addederiz. Bu nedenle, etraflıca düşünülüp taşınılmasının ardından ve bir araya getirilmesi mümkün olan piskoposlarımızın tavsiyesiyle, aşağıdaki bildiriyi yayımlamayı uygun gördük:

İngiltere Kilisesi’nin (bugüne kadar onaylanmış ve yetkilendirilmiş olan, ayrıca ruhban sınıfımızın genel olarak bağlılığını imzaladığı) Maddeleri, İngiltere Kilisesi’nin Tanrı’nın Sözü ile uyumlu olan hakiki doktrinini içerir. Bu doğrultuda, bunları onaylıyor ve tasdik ediyoruz; sadık tebaamızın tamamının bunları birlik içinde benimsemeye devam etmesini talep ediyor ve bahsi geçen Maddeler'den en ufak bir sapmayı dahi yasaklıyoruz. Bu amaçla, bunların yeniden basılmasını ve bu beyanımızın de onlarla birlikte yayımlanmasını emrediyoruz.

Biz, İngiltere Kilisesi’nin Yüce Yöneticisiyiz. Talimatlar, kanunlar ve bunlara ilişkin diğer tüm düzenlemelere ilişkin dış yönetim konusunda herhangi bir görüş ayrılığı ortaya çıkarsa, ruhban sınıfı, öncelikle Büyük Mührümüz altında bu yönde bir izin almak kaydıyla, bunları Ruhban Meclisi’nde karara bağlayıp düzenleyecektir. Biz de söz konusu karar ve düzenlemeleri, bunların hiçbirinin ülkenin kanun ve teamüllerine aykırı olmaması şartıyla onaylarız.

Din adamlarının kendilerine mahsus görevleri yerine getirebilmelerini sağlamak amacıyla gösterdiğimiz Hükümdarlık ihtimamı gereğince, piskoposlar ve ruhban sınıfı, zaman zaman Ruhban Meclisi’nde saygıyla arz ettikleri talepleri üzerine, Büyük Mührümüz altında verilecek bir yetkiyle müzakere edebilecek ve kendileri tarafından açıkça ortaya konulup tarafımızca da uygun görülen, mevcut haliyle tesis edilmiş olan İngiltere Kilisesi’nin doktrin ve disiplininin istikrarlı biçimde sürdürülmesini ilgilendiren her türlü hususta gerekli işlemleri yapabileceklerdir. Bu hususlardan en küçük ölçüde dahi herhangi bir değişiklik veya sapmaya müsamaha göstermeyeceğiz.

Her ne kadar bazı ihtilaflar haksız yere gündeme getirilmiş olsa da, Krallığımız dahilindeki tüm din adamlarının, tesis edilmiş olan Maddeler’i şimdiye kadar daima büyük bir istekle kabul edip imzalamış olmalarından teselli buluyoruz. Bu durum, söz konusu Maddeler’in hakiki, alışılagelmiş ve lafzî anlamı üzerinde mutabık olduklarına, ayrıca mevcut ihtilafların odaklandığı o karmaşık hususlarda bile, her kesimden insanların İngiltere Kilisesi’nin Maddeleri’ni kendi görüşlerini desteklediğini düşündüklerine, bizim için bir kanıtdır. Bu durum da, onların hiçbirinin tesis edilmiş olan Maddeler’den ayrılma niyetinde olmadığına bir kanıttır.

Dolayısıyla, yüzyıllar boyunca farklı zamanlarda ve farklı yerlerde Mesih Kilisesi’ni meşgul etmiş olan bu karmaşık ve talihsiz ihtilaflar hakkında, bundan böyle her türlü spekülatif araştırmanın bir kenara bırakılmasını ve bu ihtilafların Tanrı’nın vaatlerinde son bulmasını irade ediyoruz. Çünkü bu vaatler, genel olarak, bize Kutsal Kitap’ta bildirilmiş ve Kutsal Kitap’a uygun olarak İngiltere Kilisesi’nin Maddeleri’nin genel anlamında ortaya konulmuştur. Bu doğrultuda, bundan böyle hiç kimse, ilgili Madde’yi anlamından saptıracak şekilde ne basım yapacak ne de vaaz verecektir. Aksine, herkes ilgili Madde’ye açık ve tam anlamına bağlı kalacaktır. Hiç kimse kendi anlayışını veya yorumunu ilgili Madde’nin gerçek anlamı olarak ileri sürmeyecek. Aksine, onu lafzî ve dilbilgisel anlamı çerçevesinde kabul edecektir.

Şayet üniversitelerimizden herhangi birinde herhangi bir resmî okutman, bir kolej başkanı veya yöneticisi ya da buralardaki herhangi bir görevli, herhangi bir Madde’ye yeni bir anlam yüklerse, yahut üniversiteler ile kolejlerde bu tür yeni yorumları alenen okur, hüküm bildirir, kamuya açık bir münazara yürütür veya buna izin verirse, yahut üniversitelerde herhangi bir ilahiyatçı, Ruhban Meclisi tarafından Kraliyet Onayımızla daha önce kabul edilmiş olanın dışında herhangi bir görüşü vaaz eder veya yayımlarsa, bu suç işleyen kişi veya kişiler, diğer bütün yaptırımların yanı sıra, Hükümdarlık hoşnutsuzluğumuza ve Kilise Mahkememiz’de kilisenin resmî kınama ve cezalarıyla karşı karşıya kalacaktır. Ve bu cezaların, söz konusu kişiler üzerinde eksiksiz bir şekilde uygulanmasını bizzat temin edeceğiz.

1. Kutsal Üçlü Birlik’e İman Üzerine

Yalnızca bir tek canlı ve gerçek Tanrı vardır; ebedidir, bedensizdir, uzuvsuzdur veya tutkulardan münezzehtir; sonsuz güç, bilgelik ve iyilik sahibidir; görünen ve görünmeyen tüm şeylerin Yaratacısı ve Koruyucusudur. Ve bu Tanrı birliği içinde, tek bir özden, kudretten ve ebediyetten olan üç Kişi vardır: Baba, Oğul ve Kutsal Ruh.

2. Gerçek İnsan Kılınmış Tanrı’nın Sözü veya Oğul Üzerine

Baba’nın Sözü olan, ezelden beri Baba’dan doğmuş, gerçek ve ebedi Tanrı olan ve Baba ile aynı özde olan Oğul; kutsal Bakire’nin rahminde, onun özünden insan doğasını almıştır. Öyle ki iki tam ve kusursuz doğa, yani tanrılık ve insanlık, hiçbir zaman ayrılmamak üzere tek bir Şahısta birleşmiştir. Bu nedenle gerçek Tanrı ve gerçek İnsan olan tek bir Mesih vardır. O, Baba’yı bizimle barıştırmak ve sadece aslî günahYani orijinal günah veya ilk günah. için değil, aynı zamanda insanların işlediği tüm fiilî günahlar için de bir kurban olmak üzere gerçekten acı çekmiş, çarmıha gerilmiş, ölmüş ve gömülmüştür.

3. Mesih’in Ölüler DiyarınaBurada kullanılan Eski İngilizce “hell” kelimesi, “gizli yer” veya “saklı diyar” anlamına gelen Cermen kökenli “hel” sözcüğünden türetilmiştir ve o dönemde nihai yargı yeri olan Cehennem değil, Ölüler Diyarı’nı ifade ediyordu. Ancak günümüzde bu kelime daha çok cehennem anlamında kullanılır. İnişi Üzerine

Mesih bizim uğrumuza öldüğü ve gömüldüğü gibi, O’nun Ölüler Diyarı’na indiğine de inanılmalıdır.

4. Mesih’in Dirilişi Üzerine

Mesih ölümden gerçekten tekrar dirildi ve et, kemik ve kusursuz insan doğasına ait olan tüm şeylerle birlikte bedenini tekrar aldı. Bununla göğe yükseldi ve son günde tüm insanları yargılamak üzere dönene dek orada oturur.

5. Kutsal Ruh Üzerine

Baba’dan ve Oğul’dan çıkan Kutsal Ruh, Baba ve Oğul ile tek bir özden, izzetten ve yücelikten olan, gerçek ve ebedi Tanrı’dır.

6. Kutsal Yazıların Kurtuluş İçin Yeterliliği Üzerine

Kutsal Yazılar, kurtuluş için gerekli olan her şeyi içerir. Öyle ki, onda okunmayan veya ondan ispatlanamayan hiçbir şey, herhangi bir kimseden iman esaslarından biri olarak inanması istenecek ya da kurtuluş için elzem veya gerekli sayılacak bir husus olarak kabul edilmemelidir. Kutsal Yazılar adı altında, Eski ve Yeni Antlaşma’nın, Kilise içinde otoritesinden hiçbir zaman şüphe duyulmamış olan Kanonik Kitaplarını kastederiz.

Kanonik Kitapların isimleri ve sayısı hakkında:

  • Yaratılış
  • Mısır’dan Çıkış
  • Levililer
  • Çölde Sayım
  • Yasa’nın Tekrarı
  • Yeşu
  • Hakimler
  • Rut
  • Samuel’in 1. kitabı
  • Samuel’in 2. kitabı
  • Kralların 1. kitabı
  • Kralların 2. kitabı
  • Tarihlerin 1. kitabı
  • Tarihlerin 2. kitabı
  • Ezra’nın 1. kitabıİngilizce “The First Book of Esdras”, yani Ezra.
  • Ezra’nın 2. kitabıİngilizce “The Second Book of Esdras”, yani Nehemya.
  • Ester kitabı
  • Eyüp kitabı
  • Mezmurlar
  • Özdeyişler
  • Vaizİngilizce “Ecclesiastes or Preacher”.
  • Ezgiler Ezgisi veya Süleyman’ın Ezgisiİngilizce “Cantica, or Songs of Solomon”.
  • 4 Büyük PeygamberAğıtlar kitabı, Yeremya kitabı’na bir ek olarak ve ona ait bir bölüm şeklinde görülür.
  • 12 Küçük Peygamber

Ama aşagıdaki diğer kitaplar ise, Kilise bunları hayat örneği ve ahlâk eğitimi için okur, ancak yine de herhangi bir doktrini temellendirmek için esas almaz:

  • Ezra’nın 3. kitabı
  • Ezra’nın 4. kitabı
  • Tobit kitabı
  • Yudit kitabı
  • Ester kitabı’nın diğer kısımları
  • Bilgelik kitabı
  • Sirak’ın oğlu Yeşu
  • Peygamber Baruk
  • Üç Genç Adamın Ezgisi
  • Suzanna’nın Öyküsü
  • Bel ve Ejderha
  • Manaşşe’nin Duası
  • Makabeler’in 1. kitabı
  • Makabeler’in 2. kitabı

Yeni Antlaşma’nın genel kabul gören tüm kitaplarını, biz de aynı şekilde kabul ediyor ve bunları kanonik sayıyoruz.

7. Eski Antlaşma Üzerine

Eski Antlaşma, Yeni Antlaşma ile çelişmez; zira hem Eski hem de Yeni Antlaşma’da, hem Tanrı hem de insan olarak Tanrı ile insan arasındaki tek aracı olan Mesih aracılığıyla insanlığa sonsuz yaşam sunulur. Bu nedenle, eski atalarımızın sadece geçici vaatleri beklediklerini iddia edenlere kulak verilmemelidir. Her ne kadar Musa aracılığıyla Tanrı’dan verilen Yasa, tören ve ayinlere ilişkin yönleriyle Hristiyanları bağlamasa da, ve onun sivil hükümlerinin herhangi bir devlet tarafından benimsenmesi gerekmese de, yine de hiçbir Hristiyan, ahlaki olarak adlandırılan emirlere itaat etmekten muaf değildir.

8. Üç İnanç Bildirgesi Üzerine

Üç İnanç Bildirgesi, yani İznik İnanç Bildirgesi, Athanasius’un İnanç Bildirgesi ve yaygın olarak Havariler’in İnanç Bildirgesi diye adlandırılan, bütünüyle kabul edilip inanılmalıdır; zira bunlar Kutsal Yazıların en kesin kanıtlarıyla ispatlanabilir.

9. Aslî GünahVeya İlk Günah. veya Doğum Günahı Üzerine

Aslî Günah, (Pelagiusçuların beyhude iddia ettiği gibi) Âdem’in izinden gitmekten ibaret değildir; aksine Âdem’in soyundan doğal yollarla dünyaya gelen her insanın doğasındaki kusur ve yozlaşmadır. Bunun sonucunda insan, başlangıçtaki doğruluğundan bütünüyle uzaklaşmış olup kendi doğası gereği kötülüğe eğilimlidir, öyle ki benlik her zaman Ruh’a karşı arzu duyar ve bu nedenle, bu dünyaya doğan her insanın bu yönü Tanrı’nın gazabını ve mahkûmiyetini hak eder. Doğadaki bu yozlaşma, yeniden doğmuş olanlarda bile varlığını sürdürür. Bu sebeple, Grekçede “Phronema Sarkos” olarak adlandırılan ve kimilerinin benliğin bilgeliği, kimilerinin benliğin şehveti, kimilerinin benliğin eğilimi, kimilerinin ise benliğin arzusu olarak yorumladığı benliğin tutkuları, Tanrı’nın Yasası’na boyun eğmez. Her ne kadar iman eden ve vaftiz olanlar için hiçbir mahkûmiyet yoksa da, Havari yine de bu ten isteklerininVeya konkupisans, yani günah işlemeye yönelik olan tutku. ve şehvetin kendi özünde günah niteliği taşıdığını ikrar eder.

10. Özgü İrade Üzerine

Âdem’in düşüşünden sonra insanın durumu öyledir ki, kendi doğal gücü ve iyi işleriyle kendisini imana ve Tanrı’ya yakarmaya yöneltemez ya da hazırlayamaz. Bu nedenle, hem bizde iyi bir irade uyandırmak için Mesih aracılığıyla bize öncülük eden, hem de biz o iyi iradeye sahip olduğumuzda bizimle birlikte işleyen Tanrı’nın lütfu olmaksızın, Tanrı’yı hoşnut eden ve O’nun kabul ettiği iyi işler yapmaya gücümüz yoktur.

11. İnsanın Aklanması Üzerine

Tanrı katında doğru sayılmamız, yalnızca Rabbimiz ve Kurtarıcımız İsa Mesih'in liyakati sayesinde ve iman aracılığıyladır, kendi işlerimiz veya hak edişlerimiz sayesinde değildir.

12. İyi İşler Üzerine

İmanın meyveleri olan ve aklanmanın ardından gelen iyi işler, günahlarımızı ortadan kaldıramasa ve Tanrı’nın yargısının sertliğine dayanamasa da, Mesih’te Tanrı için hoş ve makbuldürler ve gerçek ve canlı bir imandan zorunlu olarak kaynaklanırlar.

13. Aklanma Öncesi İyi İşler Üzerine

Mesih’in lütfundan ve Ruhu’nun ilhamından önce yapılan işler Tanrı’yı hoşnut etmez. Zira bunlar, İsa Mesih’e imandan kaynaklanmadıkları gibi, insanı lütuf almaya yaraşır kılmazlar ya da (skolastik yazarların ifadesiyle) “uygunluk gereği lütfu” da hak ettirmezler. Evet, hatta daha da ötesi, Tanrı’nın onları dilediği ve emrettiği şekilde yapılmadıkları için, bunların günah niteliği taşıdığından şüphe etmiyoruz.

14. Yükümlülük Ötesiİngilizcede “supererogation”. İyi İşler Üzerine

Tanrı’nın Buyrukları dışında, ötesinde ve üstünde olan ve “Yükümlülük Ötesi İyi İşler” olarak adlandırılan gönüllü işler, kibir ve dinsizlik olmaksızın öğretilemez. Zira bunlarla insanlar, Tanrı’ya sadece yükümlü oldukları kadarını sunmakla kalmadıklarını, O’nun uğruna, zorunlu vazifelerinin gerektirdiğinden daha fazlasını yaptıklarını beyan etmiş olurlar. Oysa Mesih açıkça şöyle der: “Size emredilenlerin hepsini yaptığınızda, ‘Bizler faydasız kullarız’ deyin.”Luka 17:10.

15. Yalnızca Mesih’in Günahsız Oması Üzerine

Mesih, doğamızın gerçeği uyarınca, tamamen uzak olduğu günah hariç, hem bedeninde hem de ruhunda her şeyde bize benzer kılındı. Kendisini bir kez kurban ederek dünyanın günahlarını ortadan kaldıracak olan lekesiz Kuzu olmak üzere geldi, ve Aziz Yuhanna’nın dediği gibi, O’nda günah yoktu. Fakar geri kalan bizler ise, her ne kadar vaftiz edilmiş ve Mesih’te yeniden doğmuş olsak da, pek çok hususta kusur işleriz; ve eğer günahımız olmadığını söylersek, kendimizi aldatırız ve içimizde gerçek yoktur.

16. Vaftiz Sonrası Günah Üzerine

Vaftizden sonra iradi olarak işlenen her ölümcül günah, Kutsal Ruh’a karşı işlenmiş bir günah ve affedilemez değildir. Bu nedenle, vaftizden sonra günaha düşenler için tövbe etme imkânı esirgenemez. Kutsal Ruh’u aldıktan sonra, bize verilen lütuftan uzaklaşabilir ve günaha düşebiliriz. Ancak Tanrı'nın lütfuyla yeniden ayağa kalkabilir ve yaşamlarımızı düzeltebiliriz. Bu nedenle, burada yaşadıkları sürece artık günah işleyemeyeceklerini iddia edenler ya da gerçekten tövbe edenlere bağışlanma yerini esirgeyenler kınanmalıdır.

17. Önceden Belirlenmişlik ve Seçim Üzerine

Yaşama Seçim, Tanrı’nın ezelî amacıdır. Bu amaç doğrultusunda O, (dünyanın temelleri atılmadan önce) bize gizli olan iradesi uyarınca, insanlık arasından Mesih’te seçtiği kişileri lanetten ve mahkûmiyetten kurtarmayı ve onları, şeref için yapılmış kaplar olarak Mesih aracılığıyla sonsuz kurtuluşa ulaştırmayı değişmez bir kararla belirlemiştir. Bu nedenle, Tanrı’nın böylesine yüce bir lütfuna erişmiş olanlar, doğru zamanda işleyen O’nun Ruhu aracılığıyla, Tanrı’nın amacına göre çağrılırlar. Lütuf sayesinde bu çağrıya itaat ederler. Karşılıksız olarak aklanırlar. Evlat edinilme yoluyla Tanrı’nın çocukları kılınırlar. O’nun biricik Oğlu İsa Mesih’in suretine benzer hâle getirilirler. İyi işlerde Tanrı’ya yaraşır bir yaşam sürerler ve sonunda, Tanrı’nın merhameti sayesinde sonsuz mutluluğa erişirler.

Önceden Belirlenmişlik ve Mesih’teki seçilmişliğimiz üzerinde Tanrı’ya yaraşır biçimde düşünmek, dindar kişiler ile kendi içlerinde Mesih’in Ruhu’nun işleyişini hissedenler için - yani benliğin işlerini ve dünyevi uzuvlarını öldüren, zihinlerini yüce ve göksel şeylere yönelten kimseler için - tatlı, hoş ve sözle anlatılamaz bir teselliyle doludur, çünkü hem Mesih aracılığıyla kavuşacakları ebedi kurtuluşa olan imanlarını büyük ölçüde pekiştirip sarsılmaz kılar hem de Tanrı’ya olan sevgilerini coşkuyla alevlendirir. Ama aynı derecede, Mesih’in Ruhu’ndan yoksun, merakına düşkün ve benliğe göre yaşayan kimseler için Tanrı’nın önceden belirleme hükmünü sürekli göz önünde bulundurmaları, son derece tehlikeli bir uçurumdur, öyle ki Şeytan bu yolla onları ya umutsuzluğa ya da umutsuzluk kadar tehlikeli olan, en kirli bir yaşamın vurdumduymazlığına sürükler.

Ayrıca, Tanrı’nın vaatlerini, Kutsal Yazı’da bize genel olarak sunuldukları şekilde kabul etmeliyiz, ve yaşayışımızda, Tanrı’nın Sözü’nde bize açıkça bildirilen Tanrı’nın isteğini izlemeliyiz.

18. Sonsuz Kurtuluşa Yalnızca Mesih’in Adıyla Erişilmesi Üzerine

Ayrıca, kişinin benimsediği yasaYani din veya inanç sistemi. veya mezhep aracılığıyla - o yasaya ve doğanın ışığınaYani “doğal akıl veya vicdana”. uygun bir yaşam sürmeye özen gösterdiği müddetçe - kurtuluşa ereceğini iddia etme cüretini gösterenler de aforoz edilmelidir. Çünkü Kutsal Kitap, insanların kurtuluşa erebilmesi için bize yalnızca İsa Mesih’in adını sunar.

19. Kilise Üzerine

Mesih’in görünür Kilisesi, Tanrı’nın saf Sözü’nün vaaz edildiği ve sakramentlerin, geçerli şekilde uygulanmaları için gerekli olan tüm hususlarda Mesih’in buyruğuna uygun olarak icra edildiği, sadık imanlılar cemaatidir.

Yeruşalim, İskenderiye ve Antakya Kiliseleri nasıl yanılmışlarsa, Roma Kilisesi de yalnızca yaşam tarzı ve ibadet uygulamalarında değil, aynı zamanda imanla ilgili konularda da yanılmıştır.

20. Kilisenin Otoritesi Üzerine

Kilise, ayin ve törenler tayin etme gücüne ve iman tartışmalarında hüküm verme yetkisine sahiptir. Bununla birlikte, Kilise’nin Tanrı’nın yazılı Sözü’ne aykırı herhangi bir şeyi düzenlemesi meşru değildir. Kutsal Yazıların bir bölümünü, başka bir bölümle çelişecek şekilde yorumlamamalıdır. Bu nedenle Kilise, Kutsal Yazı’nın tanığı ve koruyucusu olsa da, ona aykırı hiçbir şey kararlaştıramayacağı gibi, aynı şekilde onun ötesinde de kurtuluş için bir zorunluluk olarak içbir şeye inanılmasını da dayatmamalıdır.

21. Genel Konsillerin Yetkisi Üzerine

Genel Konsiller, hükümdarların emri ve iradesi olmaksızın toplanamaz. Ve bir araya geldiklerinde de (zira onlar, içindeki herkesin Tanrı’nın Sözü ve Ruhu tarafından yönlendirilmediği bir topluluktur), yanılabilirler, hatta zaman zaman Tanrı’ya ilişkin konularda bile yanılmışlardır. Bu nedenle, onlar tarafından kurtuluş için gerekli olarak belirlenen hususlar, Kutsal Yazı’dan alınmış oldukları ortaya konulmadıkça ne bağlayıcılığa ne de otoriteye sahiptir.

22. Araf Üzerine

Araf, Endüljanslar, gerek suretlere gerek röliklere gösterilen tapınma ve hürmet ile azizlere yakarış konusundaki Roma Kilisesi öğretisi, boş yere uydurulmuş temelsiz bir şeydir. Kutsal Yazılar’da hiçbir hiçbir dayanağı bulunmaz, aksine, Tanrı Sözü’ne aykırıdır.

23. Cemaatte Hizmet Etmek Üzerine

Hiç kimsenin, usulüne uygun olarak çağrılmadan ve bu görevi yerine getirmek üzere gönderilmeden önce, cemaat önünde alenen vaaz verme veya sakramentleri icra etme görevini kendi başına üstlenmesi meşru değildir.

Usulüne uygun olarak çağrılmış ve gönderilmiş saymamız gerekenler, cemaatte Rab'bin bağına hizmetkârlar çağırma ve gönderme yetkisi olanlar tarafından bu işe seçilip çağrılanlardır.

24. Cemaatte Halkın Anladığı Dilde Konuşulması Üzerine

Kilisede halkın anlamadığı bir dilde toplu dua etmek veya sakramentleri icra etmek, Tanrı Sözü’ne ve İlk Kilise’nin adetlerine açıkça aykırı bir durumdur.

25. Sakramentler Üzerine

Mesih tarafından buyrulan sakramentler, yalnızca Hristiyanların ikrarının işareti veya belirtisi değildir. Aksine, onlar Tanrı’nın lütfunun ve bize yönelik iyi niyetinin kesin tanıkları ve etkili belirtileridir. Tanrı, bunlar aracılığıyla içimizde görünmez bir şekilde işler ve O’na olan imanımızı sadece canlandırmakla kalmaz, aynı zamanda güçlendirir ve pekiştirir.

İncil'de Rabbimiz Mesih tarafından buyrulan iki sakrament vardır; bunlar Vaftiz ve Rab’bin Sofrası’dır.

Diğer 5 sözde sakrament, yani GüçlendirmeVeya Konfirmasyon., TövbeBarışma veya Günah İtirafı., Ruhbanlık Ataması, Evlilik ve Son YağlamaYani Hastaların Meshedilmesi ama burada özellikle ölmek üzere olan bir kişinin meshedilmesi., İncil’in sakramentleri arasında sayılmamalıdır. Çünkü bunlar kısmen Havarilerin yozlaşmış ardıllarından kaynaklandı, kısmen de Kutsal Yazılar’da izin verilen yaşam durumlarıdır ancak Vaftiz ve Rab’bin Sofrası gibi aynı sakrament niteliğini taşımazlar çünkü Tanrı tarafından belirlenmiş görünür bir işaret ya da törene sahip değildirler.

Sakramentler, seyredilmek ya da el üstünde taşınmak için değil, usulüne uygun şekilde yerine getirilmemiz için Mesih tarafından buyrulmuştur. Dahası, yalnızca onları layık bir biçimde kabul edenlerde yararlı ve etkili olurlar. Ancak onları layık olmadan alanlar ise, Aziz Pavlus’un da belirttiği gibi, kendi üzerlerine mahkûmiyet getirirler.

26. Din Görevlilerinin Layık Olmayışının Sakramentin Etkisini Bozmayacağı Üzerine

Görünür Kilise’de kötüler her zaman iyilerle bir arada bulunsa ve bazen Söz’ün ve sakramentlerin sunulmasında en üst yetki kötülere geçse de, bunları kendi adlarına değil, Mesih’in adına yaptıkları ve O’nun verdiği görev ve yetkiyle hizmet ettikleri için, biz de hem Tanrı Sözü’nü dinlemede hem de sakramentleri almada onların hizmetinden yararlanabiliriz. Onların kötülüğü ne Mesih’in buyruğunun etkisini ortadan kaldırır ne de kendilerine sunulan sakramentleri imanla ve hakkıyla alanlardan Tanrı’nın armağanlarının lütfunu eksiltir. Çünkü bu sakramentler, kötü kişiler tarafından sunulsalar bile, Mesih’in buyruğu ve vaadi sayesinde etkilidir.

Bununla birlikte, kötü din görevlileri hakkında soruşturma açılması, suçlarını bilenler tarafından suçlamada bulunulması ve nihayetinde suçlu bulundukları takdirde adil bir yargılamayla görevlerinden alınmaları, Kilise disiplininin bir gereğidir.

27. Vaftiz Üzerine

Vaftiz, yalnızca iman ikrarının bir işareti ve Hristiyanların vaftiz edilmemiş olanlardan ayırt edilmesini sağlayan bir farklılık belirtisi değildir, aynı zamanda yeniden doğuşun ve yenilenmenin bir işaretidir. Doğru şekilde vaftiz olanlar, bunun sayesinde resmî bir senetleymişçesine Kilise’ye aşılanırlar; günahların bağışlanması ile Kutsal Ruh aracılığıyla Tanrı’nın evlatları olarak benimsenmemize dair vaatler, gözle görülür bir biçimde imzalanır ve mühürlenir; iman pekiştirilir ve Tanrı’ya edilen dua aracılığıyla lütuf artırılır. Küçük çocukların vaftiz edilmesi, Mesih’in buyruğuna en uygun uygulama olarak Kilise’de kesinlikle sürdürülmelidir.

28. Rab’bin Sofrası Üzerine

Rab’bin Sofrası, sadece Hristiyanların birbirlerine karşı beslemeleri gereken sevginin bir simgesi değildir. Aksine, Mesih’in ölümü aracılığıyla kurtuluşumuzun bir sakramentidir, öyle ki onu doğru, layık ve imanla dolu bir biçimde alanlar gerçekten ondan alırlar: Böldüğümüz ekmek, Mesih’in Bedeni’ne paydaş olmaktır, aynı şekilde Bereket Kasesi de Mesih’in Kanı’na paydaş olmaktır.

Rab’bin Sofrası’ndaki Transubstansiyasyon (yani Ekmek ve Şarabın özünün değişmesi), Kutsal Yazı ile kanıtlanamaz. Aksine, Kutsal Kitap’ın açık sözlerine aykırıdır, bir sakramentin özünü ortadan kaldırır ve birçok batıl inanca ortaya çıkmasıne zemin hazırlamıştır.

Mesih’in Bedeni, Rabbin Sofrası’nda yalnızca göksel ve ruhsal bir şekilde verilir, alınır ve yenir. Sofra’da Mesih’in Bedeni’nin alınmasının ve yenmesinin aracı ise imandır.

Rab’bin Sofrası sakramentini saklamak, taşıyarak dolaştırmak, havaya kaldırmak veya ona tapınmak, Mesih’in buyruğu değildi.

29. Rab’bin Sofrası’nda Kötülerin Mesih’in Bedeni’ni Yememesi Üzerine

Kötüler ve diri bir imandan yoksun olanlar, her ne kadar Mesih’in Bedeni ve Kanı’nın sakramentini bedensel ve görünür biçimde dişleriyle çiğneseler de (Aziz Augustinus’un dediği gibi), hiçbir surette Mesih’e ortak olmazlar. Aksine, bu denli yüce bir şeyin işaretini, yani sakramentini, kendi mahkûmiyetlerine yiyip içerler.

30. Sakramentin Her İki Unsuru Üzerine

Rab’bin Kâsesi, ruhban sınıfından olmayan kilise üyelerinden esirgenmemelidir. Çünkü Mesih’in buyruğu ve düzenlemesi gereğince, Rab’bin Sakramenti’nin her iki unsuru da bütün Hristiyanlara eşit olarak sunulmalıdır.

31. Mesih’in Çarmıhta Tamamlanan Tek Sunusu Üzerine

Mesih’in bir kez sunulmuş olan sunusu, tüm dünyanın gerek aslî gerek fiilî bütün günahları için eksiksiz kurtuluş, kefaret ve tatmin edici bedeldirİngilizce “satisfaction”, yani telafi, tatmin.. Ve günah için bundan başka hiçbir tatmin edici bedel yoktur. Bu nedenle, Rahibin, yaşayanlar ve ölüler için cezanın veya suçun bağışlanması amacıyla Mesih’i sunduğunun yaygın biçimde söylendiği Kutsal Ayin sunuları, küfür niteliğinde uydurmalar ve tehlikeli aldatmacalardır.

32. Rahiplerin Evliliği Üzerine

Piskoposlar, rahipler ve diyakozlar, Tanrı’nın Kanunu uyarınca ne bekârlık yemini etmekle ne de evlilikten kaçınmakla yükümlüdürler. Bu nedenle, diğer bütün Hristiyanlar gibi onların da, Tanrı’ya bağlı bir yaşama daha iyi hizmet edeceğini uygun gördükleri takdirde, kendi takdirlerine göre evlenmeleri meşrudur.

33. Aforoz Edilen Kişiler ve Onlardan Uzak Durma Yolları Üzerine

Kilise tarafından açık bir ilanla haklı olarak Kilise’nin birliğinden çıkarılan ve aforoz edilen bir kimse, tövbeİngilizce “penance”, yani itiraftan sonra günaha kefaret olsun diye peder tarafından verilen ceza veza onarılma. ile yeniden açık uzlaştırılıncaya ve buna yetkili bir yargıç tarafından Kilise’ye yeniden kabul edilinceye kadar, bütün imanlılar topluluğu tarafından bir “Putperest ve Vergi Tahsildarı”Matta 18:17’de geçen İncil kökenli bu ifade, dönemin Yahudi toplumunda dışlanan, güvenilmeyen grupları temsil eder.) olarak kabul edilmelidir. olarak kabul edilmelidir.

34. Kilise Gelenekleri Üzerine

Gelenek ve törenlerin her yerde aynı ve bütünüyle benzer olması gerekli değildir. Çünkü bunlar her dönemde çeşitlilik göstermiştir ve Tanrı Sözü’ne aykırı hiçbir şey düzenlenmemek şartıyla, ülkelerin, zamanların ve insanların âdetlerindeki farklılıklara göre değiştirilebilir. Kilisenin, Tanrı Sözü’ne aykırı olmayan, genel otorite tarafından buyrulmuş ve onaylanmış gelenek ve törenlerini, kendi kişisel kanaati doğrultusunda, isteyerek ve kasten alenen çiğneyen her kim olursa olsun, kilisenin ortak düzenine karşı suç işleyen, sivil yöneticilerin otoritesini zedeleyen ve imanda zayıf olan kardeşlerin vicdanlarını yaralayan biri olarak, başkaları da aynı şeyi yapmaktan korksun diye alenen azarlanmalıdır.

Her yerel ya da ulusal kilise, yalnızca insan yetkesiyle belirlenmiş olan kilise tören ve ayinlerini düzenleme, değiştirme ve kaldırma yetkisine sahiptir, yeter ki her şey ruhsal gelişime hizmet etsin.

35. Vaazlar Üzerine

Bu Madde kapsamında başlıklarını sıraladığımız İkinci Vaazlar Kitabı, tıpkı VI. Edward döneminde yayımlanmış olan önceki Vaazlar Kitabı gibi, kutsal, faydalı ve günümüz için gerekli bir öğreti içerir. Bu nedenle, halk tarafından anlaşılabilmeleri için, kiliselerde din görevlileri tarafından özenle ve açık bir şekilde okunmalarını uygun görüyoruz.

Vaazların İsimleri Hakkında

  1. Kilisenin Doğru Kullanımı Üzerine
  2. Putperestlik Tehlikesine Karşı
  3. Kiliselerin Onarımı ve Temiz Tutulması Üzerine
  4. İyi İşler Üzerine: İlk Olarak Oruç
  5. Oburluk ve Sarhoşluğa Karşı
  6. Giyimde Aşırılığa Karşı
  7. Dua Üzerine
  8. Duanın Yeri ve Zamanı Üzerine
  9. Ortak Duaların ve Sakramentlerin Anlaşılır Bir Dilde İcra Edilmesi Gerektiği Üzerine
  10. Tanrı’nın Sözü’ne Hürmetle Yaklaşılması Üzerine
  11. Sadaka Verme Üzerine
  12. Mesih’in Doğuşu Üzerine
  13. Mesih’in Çilesi Üzerine
  14. Mesih’in Dirilişi Üzerine
  15. Mesih’in Bedeni ve Kanı Sakramentinin Layıkıyla Alınması Üzerine
  16. Kutsal Ruh’un Armağanları Üzerine
  17. Yakarış GünleriVeya Rogation Günleri, yani liturjik takvimdeki belirli dua ve oruç günleri. Üzerine
  18. Evlilik Kurumu Üzerine
  19. Tövbe Üzerine
  20. Tembelliğe Karşı
  21. İsyana Karşı

36. Piskoposların ve Ruhbanın Takdisi Üzerine

VI. Edward döneminde yeni yayımlanmış ve aynı dönemde Parlamento yetkisiyle onaylanmış olan “Başpiskoposların ve Piskoposların Takdisi ile Rahiplerin ve Diyakonların Atanması Kitabı”, söz konusu takdis ve atama işlemleri için gerekli olan tüm hususları içerir. Aynı zamanda kendi içinde batıl inanç barındıran veya dine aykırı olan hiçbir unsur içermez. Bu nedenle, adı geçen Kral Edward’ın ikinci yılından bu zamana kadar ve sonra da bu kitaptaki ayinlere göre takdis edilmiş veya atanmış olanlar ile bundan sonra aynı ayinlere göre kutsanacak veya görevlendirilecek olan herkesin doğru, düzenli ve hukuken geçerli şekilde kutsanmış ve görevlendirilmiş olduğuna hükmediyoruz.

37. Sivil Yöneticiler Üzerine

Kral Hazretleri, İngiltere Krallığı ile kendisine bağlı diğer egemenlik alanlarında en yüksek yetkiye sahiptir. Bu krallıktaki ister dini ister sivil olsun tüm makamların en üstün yönetim yetkisi her bakımdan ona aittir, ve o, hiçbir yabancı yargı yetkisine tâbi değildir ve olmamalıdır.

Kral Hazretleri’ne en üstün yönetim yetkisini atfettiğimizde (ve bu ifadelerin bazı iftiracı kimseleri gücendirdiğini anlıyoruz), hükümdarlarımıza ne Tanrı Sözü’nün hizmetini ne de sakramentlerin hizmetini atfediyoruz. Bu hususu, Kraliçemiz Elizabeth tarafından son zamanlarda yayımlanan fermanlar da en açık şekilde teyit eder. Ancak hükümdarlarımıza tanıdığımız tek yetki, Kutsal Yazılar'da Tanrı’nın Kendisi tarafından tüm dindar hükümdarlara her zaman verildiğini gördüğümüz yetkidir, yani Tanrı tarafından kendilerine emanet edilen tüm toplumsal tabakalar ve makamları, ister dini ister dünyevi olsun, yönetmeleri ve sivil kılıçla inatçılarıyla kötülük edenleri dizginlemeleri.

Roma Piskoposu’nun, bu İngiltere Krallığı üzerinde hiçbir yargı yetkisi yoktur.

Krallığın kanunları, ağır ve vahim suçlar işleyen Hristiyanları ölüm cezasıyla cezalandırabilir.

Hristiyanların, sivil otoritenin emri üzerine silah taşımaları ve savaşta hizmet etmeleri meşrudur.

38. Hristiyanların Ortak Olmayan Malları Üzerine

Hristiyanların servet ve malları - bazı Anabaptistlerin yanlış yere iddia ettiğinin aksine - mülkiyet hakkı, tapu ve zilyetlik bakımından ortak değildir. Bununla birlikte, her insan sahip olduğu varlıklardan, kendi imkânları ölçüsünde yoksullara cömertçe sadaka vermelidir.

39. Hristiyanın Yemini Üzerine

Boş yere ve düşüncesizce yemin etmenin, Rabbimiz İsa Mesih ve Havarisi Yakup tarafından Hristiyanlara yasaklandığını ikrar etmekle birlikte, Hristiyan dininin, sivil iktidarın talep ettiği durumlarda, iman ve sevgi uğruna yemin edilmesini yasaklamadığına hükmederiz, yeter ki Peygamber’in öğrettiği üzere adaletle, sağduyuyla ve hakikatle yapılsın.

Son Sözler

Yukarıda sıralanan bu Maddeler Kitabı, Tanrı’nın lütfuyla İngiltere, Fransa ve İrlanda Kraliçesi, İmanın Savunucusu vb. unvanlarını taşıyan Hükümdarımız Kraliçe Elizabeth’in kabulü ve rızasıyla krallık sınırları içinde benimsenmesi ve uygulanması için yeniden tasdik edilmiş. Bu Maddeler, Rabbimiz’in 1571 yılında Ruhban Meclisi’nde özenle okunmuş ve başpiskoposun ile Üst Kamara’daki piskoposların kendi imzaları ile Alt Kamara’daki tüm ruhban sınıfının imzalarıyla tasdik edilmiştir.



“Anglikanizmin Otuz Dokuz Maddesi” Tanrı’yı Arzulamak ekibi tarafından orijinal İngilizceden Türkçeye çevrildi.

Dipnotlar

Yorumlar