Barnabas Mektubu (Tam Metin)

Bu, Erken Dönem Hristiyan eserlerinden biri olan Barnabas Mektubu’nun Türkçe çevirisidir.

Giriş

Metnin Genel Görünümü

Barnabas’ın Mektubu, ilk apostolik babaların en tuhaf ve etkili eserlerinden biridir. Bir mektup olarak anılsa da, bir mektupta beklenen tüm özelliklerden yoksundur: tanıtıcı bir hedef kitle, adres veya gönderici yoktur. Aslında, daha çok teolojik bir inceleme gibi okunur. Mektubun temel mesajı, Eski Ahit’in, orijinal bağlamında bile, Yahudiler tarafından yanlış anlaşıldığı ve yanlış uygulandığı ve her zaman ruhsal bir şekilde Mesih’e işaret ettiğidir. Sonuç olarak, mektupta çok güçlü bir Yahudi karşıtı önyargı vardır.

Eser iki bölüme ayrılmıştır: Birincil incelemeyi içeren ana gövde (1-17) ve apostolik yazı Didake’de de bulunan “İki Yol” (18-21) üzerine bir öğretiyi içeren ikinci bölüm. Apostolik yazılar arasında Barnabas’a özgü olan şey, alegori ve gematria’nın yoğun kullanımıdır (9:7-9). Sünnetli rahiplere (9:6) atıf yapması (Mısır’da gerçekleştiği bilinen bir uygulama), alegori ve gematria kullanımı ve Codex Sinaitikus’a dahil edilmesi (1859’da tamamlanmış haliyle bulunmuş, Vahiy kitabından sonra ve Hermas’ın Çobanı’ndan önce dahil edilmiştir) toplu olarak mektubun muhtemelen Mısır’da, belki de İskenderiye’de yazıldığı yönündeki yaygın kabul görmüş teoriye katkıda bulunmaktadır. Bu yazı “tartışmalı yazılardan” biri olarak kabul edilmiştir: bazı erken kilise babaları arasında kanonik olarak görüldü, ancak diğerleri tarafından reddedilmiştir.

Yazar

Yazarı bilinmemektedir. Başlık eseri Barnabas’a atfetse de, bunun bir pseudepigrapha eseri olduğu ve gerçek yazarın kimliğinin bilinmediği konusunda neredeyse evrensel bir fikir birliği vardır. Barnabas isminin kullanımı yalnızca kolaylık amaçlıdır. İronik olarak, yazarın Yahudi karşıtı yönelimine rağmen, yazar neredeyse kesinlikle Yahudiydi. Bunun kanıtı, kitabın görünüşte haggadah ve halakhah olarak ikiye bölünmüş yapısından geliyor: sırasıyla ana inceleme ve “İki Yol”. Yazar ayrıca Eski Ahit pasajlarının yorumunda hahamların Midraş’ını yoğun bir şekilde kullanmakta bulunur. Yazarın Mısırlı (muhtemelen İskenderiyeli) bir Yahudi Hristiyan olması muhtemeldir.

Tarih

Yazının tarihi belirsiz olsa da en önemli iç kanıt yazarın yıkılmış tapınak ve çağdaş yeniden inşası hakkındaki tartışmasından gelir (16:3-4). Tapınak MS 70’te yıkılmıştır. MS 132’de başlayan Bar Kohba İsyanı, felaketli bir yenilgi ve Yahudilerin Yeruşalim’den çıkarılmasıyla sonuçlanmıştır. Bu nedenle mektubun MS 70-130 arasında bir zamanda yazılmış olması gerekir.

Barnabas Mektubu (Tam Metin)

1. Bölüm

1. Oğullar ve kızlar, bizi sevmiş olan Rab’bin adıyla esenlik içinde selamlar.

2. Size yönelik Tanrı’nın büyük ve zengin olan hükümlerini [görerek], kutsanmış ve görkemli ruhlarınız üzerine aşırı ve ölçüsüz bir şekilde seviniyorum; aldığınız ruhsal armağanın lütfu o kadar ki içkindir!

3. Bu nedenle, kurtulmayı umarak kendimi daha da çok kutluyorum. Çünkü gerçekten, aranızda Rab’bin zengin pınarından Ruh’un üzerinize döküldüğünü görüyorum. Böylece [benim tarafımdan] özlenen görünümünüz beni hayrete düşürdü.

4. Öyleyse, buna ikna olmuş ve kendi içimde, aranızda birçok şey söylediğimi fark etmiş olarak, Rab’bin doğruluk yolunda bana eşlik ettiğini biliyorum. Ben de şuna tamamen mecburum: sizi kendi canımdan çok sevmeye; çünkü aranızda O’nun yaşamının umudu üzerinde büyük bir iman ve sevgi yaşamaktadır.

5. Dolayısıyla, bunu hesaba katmış olarak, aldığım şeyin bir kısmını sizinle paylaşmak beni ilgilendirirse, bu tür ruhlara hizmet etmiş olmam benim için bir ödül olacaktır. Size azar azar göndermeye gayret ettim ki imanınızla birlikte siz de tam bilgiye sahip olasınız.

6. Öyleyse Rab’bin üç öğretisi vardır: imanımızın başlangıcı ve sonu olan yaşamın umudu; yargılamanın başlangıcı ve sonu olan doğruluk; ve doğruluk işlerinin sevinç ve coşku tanıklığı [olan] sevgi.

7. Çünkü Efendi, peygamberler aracılığıyla bize geçmiş olanları ve şimdiki şeyleri bildirdi ve gelecek olan şeylerin tadına bakmanın ilk meyvelerini verdi. Bunların birer birer gerçekleştiğini gördüğümüze göre, tıpkı O’nun söylediği gibi, biz O’nun korkusuna daha zengin ve daha yüce bir şekilde yaklaşmalıyız.

8. Ve ben, bir öğretmen olarak değil, sizden biri olarak, size birkaç şey göstereceğim ki şimdiki şeylerde sevinesiniz.

2. Bölüm

1. Dolayısıyla, günler kötü olduğundan ve İşleyenBuradaki “İşleyen” ifadesi Şeytan’ı belirtmektedir. yetkiye sahip olduğundan, kendimize dikkat ederek Rab’bin buyruklarını aramalıyız.

2. Öyleyse imanımızın yardımcıları korku ve dayanıklılıktır; ve bize müttefik olanlarsa sabır ve özdenetimdir.

3. Rab’be ilişkin bu şeyler saf bir şekilde kaldığı sürece bilgelik, anlayış, ilim ve bilgi onlarla birlikte sevinir.

4. Çünkü O, tüm peygamberler aracılığıyla ne kurbanlara, ne yakmalık sunulara ne de [diğer] sunulara ihtiyacı olduğunu bize açıklamıştır [ve] şöyle demiştir:

5. “Kurbanlarınızın çokluğu Bana nedir?” diyor Rab. “Yakmalık sunularla doluyum; kuzuların yağını, boğaların ve keçilerin kanını istemiyorum; ne de Bana görünmeye gelmenizi [istiyorum]. Bunları elinizden kim aradı? Avlumda yürümeye devam etmeyeceksiniz. İnce un getirirseniz bile boştur. Buhur Benim için iğrençtir; yeni aylarınıza ve Şabatlarınıza dayanamıyorum.”Yeşaya 1:11-14.

6. Böylece, Rabbimiz İsa Mesih’in yeni yasasının, zorunluluk boyunduruğu olmaksızın, insan eliyle yapılmamış bir kurbanı olması için bu şeyleri ortadan kaldırdı.

7. Ve onlara yine şöyle diyor: “Atalarınıza Mısır diyarından çıktıklarında Bana yakmalık sunular ve kurbanlar getirmelerini buyurdum mu?

8. Aksine, onlara şunu buyurdum: ‘İçinizden hiçbiri komşusuna karşı yüreğinde kötü kin beslemesin ve yalan yere ant içmeyi sevmesin.’”Yeremya 7:22; Zekeriya 8:17.

9. Bu nedenle, anlayışsız olmadığımız için Babamızın iyiliğinin amacını kavramalıyız. Çünkü O, onlar gibi yoldan sapmadan, Kendisine nasıl yaklaşabileceğimizi aramamızı isteyerek bize konuşuyor.

10. Öyleyse bize şöyle diyor: “Rab’bin kurbanı kırık bir yürektir;Mezmurlar 51:17. Rab’be hoş olan koku, kendisini Biçimlendirmiş Olan’ı yücelten yürektir.”Kaynağı bilinmemektedir. O hâlde kardeşler, kurtuluşumuz konusunda titiz olmalıyız; aksi takdirde Kötü Olan, aramıza aldatmayı sızdırıp bizi hayatımızdan atmasın.

3. Bölüm

1. Onlara bu şeyler hakkında yine [şöyle] konuşur: “Neden Benim için oruç tutuyorsunuz?” diyor Rab. “Böylece bugün sesiniz bir haykırışta duyulsun. Bu, Benim seçtiğim oruç değildir” diyor Rab; “[yani] bir insanın sadece kendi canını alçaltması değildir.

2. Boynunuzu bir halka gibi eğseniz, çul giyseniz ve küllerden bir yatak serseniz bile, bunu kabul edilebilir bir oruç olarak adlandırmayacaksınız.”Yeşaya 58:5.

3. Ama bize diyor ki: “İşte, Benim seçtiğim oruç budur” diyor Rab: “Her türlü haksızlık bağını çöz. Zorlayıcı sözleşmelerin düğümlerini çöz. Ezilmiş olanları afla gönder ve her tür haksız [borç] kaydını parçala. Ekmeğini aç olanla paylaş ve çıplak birini görürsen onu giydir. Evsizleri evine al ve yoksul birini görürsen onu hor görme; kendi soyunun ev halkından hiç kimseyi de [hor görme].

4. O zaman ışığın erkenden parlayacak, şifaların çabuk filizlenecek, doğruluk önünden gidecek ve Tanrı’nın görkemi seni saracak.

5. O zaman haykıracaksın ve Tanrı seni duyacak. Eğer kendinden bağı, el uzatmayıBazı uzmanlar, bu ifadenin yalan yere ant içmeye bir gönderme olabileceğini düşünmektedir. ve bir şikâyet sözünü kaldırırsan ve eğer aç olana ekmeğini kendi canından verirsen ve alçaltılmış cana merhamet edersen, sen daha konuşurken O, ‘İşte, Ben buradayım’ diyecek.”Yeşaya 58:6-10.

6. Şu amaçla, kardeşler: Sabırlı Olan, Sevgilisi’nde hazırladığı halkın içtenlikle iman edeceğini önceden görmüş olduğu için, her şeyi bize önceden bildirdi ki onlarınBurada Yahudiler ve Yahudilerin yasası kastedilmektedir. yasasına yeni katılanlar gibi kıyıya vurmayalım.Grekçedeki προσρήσσω fiili, özellikle bir geminin kayalığa çarpmasını veya kıyıya vurmasını ifade eder; burada mecazî olarak felakete uğramak anlamında kullanılmıştır.

4. Bölüm

1. Dolayısıyla, şimdiki şeyler hakkında gayretli bir şekilde inceleyerek bizi kurtarabilecek şeyleri aramamız gerekir. Bu nedenle, yasasızlığın tüm işlerinden tamamen kaçalım; yoksa yasasızlığın işleri bizi yetişsin. Ve şimdiki zamanın aldatmasından nefret edelim ki gelecek [çağ] uğruna sevilelim.

2. Kendi canımıza dinlenme vermeyelim; yoksa günahkârlarla ve kötülerle birlikte koşma yetkisine sahip olur ve onlara benzeriz.

3. Yazılmış olduğu gibi, son sürçme taşı yakındadır. Hanok’un dediği gibi: “Çünkü Efendi, Sevgilisi’nin acele edip mirasa gelmesi için zamanları ve günleri kısaltmıştır.”1. Hanok 80:2.

4. Ayrıca peygamber şöyle der: “Yeryüzünde on krallık hüküm sürecek ve sonra krallıklardan, üç krallığı birinin altına indirecek küçük bir kral ortaya çıkacaktır.”Daniel 7:24.

5. Aynı şekilde Daniel onun hakkında şöyle der: “Ve dördüncü canavarı gördüm: kötü, güçlü ve denizdeki bütün canavarlardan daha vahşi; ayrıca ondan on boynuzun nasıl çıktığını ve onlardan küçük bir boynuzun, bir dalın, nasıl üç büyük boynuzu birinin altına indirdiğini.”Daniel 7:7.

6. Öyleyse anlamalısınız. Hatta sizden biri olarak, özellikle de herkesi kendi canımdan daha çok sevdiğim için, şimdi kendinize dikkat etmenizi ve bazıları gibi günahlarınızı yığarak, “Antlaşma onlarınBurada İsrail halkı kastedilmektedir. ve bizimdir” diye söyleyenlere benzememenizi rica ediyorum.

7. [Antlaşma] bizimdir; fakat onlar, Musa onu alır almaz, [onu] sonuna dek böyle kaybettiler. Çünkü Kutsal Yazı şöyle der: “Ve Musa dağda kırk gün kırk gece olup oruç tutarak Rab’den antlaşmayı aldı: Rab’bin elinin parmağıyla yazılmış taş levhaları.

8. Ama putlara yöneldiklerinde onu kaybettiler. Çünkü Rab şöyle diyor: ‘Musa, Musa, çabuk in, çünkü Mısır diyarından çıkardığın halkın yasasızlık etti.’Mısır’dan Çıkış 32:7. Ve Musa anlayıp iki levhayı elinden attı. Ve onların antlaşması kırıldı ki sevgili İsa’nın [antlaşması] yüreklerimize O’nun imanının umuduyla mühürlensin.

9. Dahası, birçok şey yazmak istesem de —bir öğretmen olarak değil, seven birine yakışır şekilde, sahip olduğumuzdan eksik kalmamak için— sizin süprüntünüz olarak size yazmaya gayret ettim. Dolayısıyla son günlerde dikkat edelim. Çünkü şimdiki yasasız zamanda ve gelecekteki sürçme taşlarında Tanrı’nın oğullarına yakışır bir şekilde direnmezsek, imanımızın tüm zamanı bize hiçbir fayda sağlamayacaktır; öyle ki Kara Olan [içeri] sızmasın.Didake 16:2.

10. Her türlü boşluktan kaçalım. Kötü yolun işlerinden tümüyle nefret edelim. Kendinize göre çekilip sanki çoktan aklanmış gibi tek başınıza yaşamayın; ama aynı yerde bir araya gelip ortak yararı birlikte araştırın.

11. Çünkü Kutsal Yazı, “Kendilerinde bilge ve kendi görüşlerinde anlayışlı olanların vay hâline”Yeşaya 5:21. der. Ruhsal olalım. Tanrı’ya mükemmel bir tapınak olalım. İçimizde olduğu kadar Rab korkusunu derin derin düşünelim ve O’nun buyruklarını tutmaya çaba gösterelim ki O’nun adil yasalarında sevinebilelim.

12. Rab dünyayı tarafsızca yargılar. Her biri yaptığına göre alacaktır. İyiyse doğruluğu önünden gidecektir; kötüyse kötülüğün ödülü onun önündedir.

13. Böylece “çağrılmış” olanlar gibi rahat olmayıp günahlarımızda uyuya dalmayalım ki Kötü Yönetici bize karşı yetki alıp bizi Rab’bin Krallığından atmasın.

14. Ayrıca kardeşlerim, şunu da anlayın: İsrail’de böylesine büyük belirtiler ve harikalar olduktan sonralerin böyle terk edildiğini gördüğünüzde dikkat edin; yoksa yazılmış olduğu gibi, “Çağrılanlar çok, ama seçilenler azdır”Matta 22:14. [diye nitelendirilenlerin arasında] bulunuruz.

5. Bölüm

1. Çünkü Rab, bu amaçla bedenini yozlaşmaya teslim etmeye katlandı; öyle ki serpilmiş kanındaki günahların bağışlanmasıyla arınalım.

2. Zira O’nun hakkında yazılmış olan [yazıların] bazıları [kısmen] İsrail’i, bazıları da bizi [kasteder]. Ve şöyle der: “O, bizim haksızlıklarımız yüzünden yaralandı ve günahlarımızdan dolayı ezildi; O’nun yarasıyla biz şifa bulduk.Yeşaya 53:5. Bir koyun gibi kesime götürüldü ve kırkıcının önünde sessiz duran bir kuzu gibi.”Yeşaya 53:7.

3. Bu nedenle Rab’be çok şükretmeliyiz; çünkü O bize geçmiş olan şeyleri bildirdi, bizi şimdiki şeylerde bilge kıldı ve gelecek şeyler konusunda anlayışsız değiliz.

4. Çünkü Kutsal Yazı, “Ağlar kuşlar için haksız yere gerilmez”Süleyman’ın Özdeyişleri 17:1. der. Demek istiyor ki doğruluk yolunun bilgisine sahip olan kendisini karanlığın yoluna kapatan bir adam haklı olarak mahvolacaktır.

5. Yine de şu var, kardeşler: Eğer bütün dünyanın Rabbi olan Rab, dünyanın kuruluşundan Tanrı’nın dediği, “İnsanı kendi suretimize ve kendi benzeyişimize göre yaratalım”Yaratılış 1:26. [sözünde yer aldığı hâlde] canlarımız uğruna acı çekmeye katlandıysa, o zaman insanların elinden nasıl acı çekmeye katlandı?

6. Öğrenin: O’ndan lütfa sahip olan peygamberler O’nun hakkında peygamberlik ettiler. Ve Kendisi ölümü ortadan kaldırmak ve ölülerden dirilişi göstermek için [acı çekmeye] katlandı —çünkü O’nun bedende ortaya çıkması gerekiyordu—

7. öyle ki atalara [verilmiş olan] vaade karşılık versin ve Kendisine yeni bir halkı hazırlayarak, yeryüzündeyken dirilişi gerçekleştirdikten sonra [Kendisinin] yargılayacağını göstersin.

8. Yine dahası, İsrail’e öğretirken bu kadar büyük harikalar ve belirtiler yaparak [onlara] duyurdu ve [onları] çok sevdi.

9. Fakat kendi müjdesini duyuracak, bütün günahtan daha yasasız olan kendi elçilerini seçti ki “doğru kişileri değil, günahkârları çağırmaya”Luka 5:32. geldiğini göstersin; o zaman kendisini Tanrı’nın Oğlu olarak gösterdi.

10. Zira eğer bedende gelmeseydi, insanlar herhangi bir şekilde O’na bakarak kurtulmazlardı; tıpkı O’nun ellerinin eseri olan ve [sonsuza kadar] var olmayacak olan güneşe bakarken ışınlarını doğrudan göremedikleri gibi.

11. Dolayısıyla Tanrı’nın Oğlu şu amaçla bedende geldi: peygamberlerine ölüme kadar zulmedenlerin günahlarının tamlığını tamamlamak.

12. Bu amaçla [acı çekmeye] katlandı. Çünkü Tanrı, bedeninin yarası onlardan [geldiği] hakkında şöyle diyor: “Kendi çobanını vurduklarında, sürünün koyunları yok olurlar.”Bu ifade, Zekeriya 13:7’nin serbest bir alıntısıdır.

13. Fakat böyle acı çekmek istedi, çünkü bir ağaç üzerinde acı çekmesi gerekiyordu. Zira O’nun hakkında peygamberlik eden şöyle der: “Canımı kılıçtan koru”Mezmurlar 22:20. ve “Bedenimi [çiviyle] del, çünkü kötülük yapanların havraları bana karşı ayaklandı.”Bu anlatı, Mezmurlar 119:120 ile Mezmurlar 22:16’nın bir birleşimidir.

14. Yine şöyle diyor: “İşte, sırtımı kırbaçlara, yanaklarımı darbelere koydum ve yüzümü sert kaya gibi ettim.”Yeşaya 50:6-7.

6. Bölüm

1. Öyleyse, buyruğu verdiğinde ne diyor? “Benimle davalaşan kimdir? Karşıma çıksın. Ya da bana karşı haklı çıkan kimdir? Rab’bin KulunaGrekçesi παῖς’tir; sözcük “kul”, “çocuk”, “oğul” veya “hizmetkâr” anlamlarına gelebilir. yaklaşsın.

2. Vay hâlinize, çünkü siz bir giysi gibi eskiyeceksiniz ve güve sizi yiyip bitirecek.”Yeşaya 50:8-9. Ve yine O, ezilecek çetin bir taş olarak yerleştirildiği için, peygamber şöyle diyor: “İşte, Siyon’un temellerine değerli, seçilmiş, köşe [taşı] ve saygın bir taş koyacağım.”Yeşaya 28:16.

3. Sonra ne diyor? “Ve O’na güvenen sonsuza dek yaşayacaktır.”Yeşaya 28:16. Öyleyse umudumuz bir taş üzerinde midir? Asla olmasın! Ama Rab kendi bedenini kuvvetle yerleştirdiği için [böyle denmiştir]. Çünkü şöyle diyor: “Ve Beni sağlam bir kaya olarak dikti.”Yeşaya 50:7.

4. Peygamber yine şöyle diyor: “Yapıcıların reddettiği taş, bu köşenin başı oldu.”Mezmurlar 118:22. Ve yine “Bu, Rab’bin yarattığı büyük ve harikulade gündür”Mezmurlar 118:24. diyor.

5. Anlayabilmeniz için size daha basit yazıyorum. Ben sizin sevginizin süprüntüsüyüm.

6. Peki peygamber yine ne diyor? “Kötülük yapanların havrası Beni kuşattı, Beni bal peteğindeki arılar gibi sardılar”Bu ifade, Mezmurlar 118:12’nin değiştirilmiş bir çevirisine dayanmaktadır. ve “Giysim için kura çektiler.”Mezmurlar 22:18.

7. Bu nedenle, O bedende tezahür etmek ve acı çekmek üzere olduğundan, acısı önceden açığa vuruldu. Çünkü peygamber İsrail hakkında şöyle diyor: “Vay onların canına! Çünkü ‘Doğru Olan’ı bağlayalım, zira O bizim için bir zahmettir’ diyerek kendilerine karşı kötü bir düzen kurmuşlardı.”Yeşaya 3:9-10.

8. Diğer peygamber Musa onlara ne diyor? “İşte, Rab Tanrı şunları diyor: Rab’bin İbrahim’e, İshak’a ve Yakup’a ant içtiği iyi diyara girin ve onu miras alın: süt ve bal akan bir diyar.”Mısır’dan Çıkış 33:1.

9. Peki bilgi ne diyor? Öğrenin: Size, bedende tezahür edilecek olan İsa’ya ümit edin, diyor. Çünkü insan acı çeken topraktır. Çünkü Âdem’in yaratılışıGrekçesi πλάσμα’dır; “kalıp, şekil, yaratılmış varlık” gibi anlamlara gelir. Burada insanın yaratılışına, yani Adem’in yaratılmış tabiatına işaret etmektedir. yeryüzünden var oldu.

10. Öyleyse ne diyor? “Süt ve bal akan iyi diyara.” Kardeşler, aramıza gizli şeylerin hikmetini ve anlayışını koymuş olan Rabbimiz mübarektir! Çünkü peygamber Rab hakkında bir benzetme söylüyor. Bilge, bilgili ve Rabbini seven biri dışında kim anlayacak?

11. Bu nedenle, günahların bağışlanmasında bizi yenilemekle, sanki çocukların canına sahip olmamız gibi, O bizi yeniden biçimlendiriyormuşcasına başka bir tip yaptı.

12. Çünkü Kutsal Yazı, [Tanrı’nın] Oğul’a nasıl dediğini [bildirerek], bizim hakkımızda konuşuyor: “İnsanı kendi suretimize ve benzerliğimize göre yaratalım ve yeryüzünün hayvanlarına, gökyüzünün kuşlarına ve denizin balıklarına hükmetsinler.”Yaratılış 1:26. Ve güzel yaratılışımızı görünce Rab, “Verimli olun, çoğalın ve yeryüzünü doldurun”Yaratılış 1:28. dedi. Bunlar Oğul’a [söylendi].

13. Tekrar size O’nun bize nasıl konuştuğunu göstereceğim: Son [günlerde] ikinci bir yaratılışBkz. 39 numaralı dipnot. yaptı. Ve Rab diyor ki: “İşte, son şeyleri ilk şeyler gibi yapıyorum.”Kaynağı bilinmemektedir. Bunun için peygamber, “Süt ve bal akan bir diyara girin ve onu ele geçirin”Mısır’dan Çıkış 33:3. diye duyurdu.

14. İşte yeniden biçimlendirildik; tıpkı başka bir peygamberde yine söylediği gibi: “İşte, böylece bunlardan —yani Rab’bin Ruhu’nun önceden gördüğü kişilerden— taş yürekleri çıkaracağım ve [içlerine] etten [olanları] koyacağım.”Hezekiel 11:19. Zira O bedende ortaya çıkmak ve aramızda yaşamak üzereydi.

15. Çünkü kardeşlerim, Rab’be kutsal bir tapınak [olan] yüreklerimizin meskenidir.

16. İşte Rab tekrar diyor ki: “Ben Rab Tanrım’ın önünde ne içinde görüneceğim ve yüceltileceğim?”Kaynağı bilinmemektedir. Diyor ki: “Seni kardeşlerimin topluluğunda ikrar edeceğim ve azizlerin topluluğununGrekçesi ἐκκλησία’dır; sözcük “topluluk”, “cemaat” veya “kilise” anlamlarına gelebilir. ortasında Sana övgü söyleyeceğim.”Mezmurlar 22:22. Dolayısıyla biz O’nun iyi diyara götürdüğü kişileriz.

17. Peki süt ve bal nedir? Çünkü önce çocuğa balla, sonra da sütle yaşam verilir. Bu şekilde bizler de vaadin imanıyla ve sözle yaşam verilerek, yeryüzünü yöneterek yaşayacağız.

18. Şimdi, yukarıda “Ve artsınlar, çoğalsınlar ve balıklara hükmetsinler” zaten demiştik. Öyleyse şimdi hayvanlara, balıklara veya gökyüzünün kuşlarına hükmedebilecek kimdir? Çünkü hükmetmenin yetkiden [kaynaklandığını] anlamalıyız ki biri emrederek hükmetsin.

19. Öyleyse, eğer bu şimdi gerçekleşmiyorsa, bize ne zaman [gerçekleşeceğini] söylemiştir? Biz kendimiz Rab’bin antlaşmasının mirasçıları olmak üzere yetkin kılındığımız zaman.

7. Bölüm

1. Dolayısıyla, neşenin çocukları, iyi Rab’bin bize her şeyi önceden bildirdiğini anlayın ki her şey için şükrederek Kimi övmemiz gerektiğini bilelim.

2. Öyleyse Tanrı’nın Oğlu, Rab ve ölüleri ve dirileri yargılayacak Olan olarak, yarası bize yaşam versin diye acı çektiyse, Tanrı’nın Oğlu’nun bizim uğrumuza olması dışında acı çekemeyeceğine inanalım.

3. Dahası, çarmıha gerildiğinde içmesi için [O’na] sirke ve öd veriliyordu. Tapınak kâhinlerinin bununla ilgili olarak neyi ortaya koyduğunu dinleyin: “Orucu tutmayan herkes ölüme [kadar] yok edilecektir”Mısır’dan Çıkış 31:14. diye yazılmış olan buyruğu Rab buyurdu; çünkü Kendisi de bizim günahlarımız için bir kurban olarak Ruh’un kabını sunmak üzereydi, öyle ki sunakta sunulmuş İshak’taki gerçekleşen örnek tamamlansın.

4. Peki peygamberde ne diyor? “Ve oruçta bütün günahlar için sunulan keçiden yesinler.” Dikkatlice dinleyin: “Ve yalnızca kâhinler yıkanmamış bağırsakları sirkeyle yesinler.”Bu maddedeki ayrıntılar Eski Antlaşma’da yer almamaktadır. Barnabas’ın burada, özellikle Mişna öncesi Yahudi sözlü geleneğinde bulunan bazı inanç veya ritüellerden yararlanmış olması mümkündür. Benzer kullanımlara 2. yüzyıl Kilise Babalarının eserlerinde de rastlanmaktadır.

5. Niçin? “Çünkü yeni halkımın günahları için bedenimi sunmak üzere olan Bana siz sirke ile öd içireceğinizden, halk çul ve kül içinde oruç tutup yas tutarken yalnızca siz yiyin”;Kaynağı bilinmemektedir. böylece O’nun onlar tarafından acı çekmesi gerektiğini göstersin.

6. O’nun buyurduklarına dikkat edin: “İki güzel ve benzer keçi alın ve sunun; kâhin de günahlar için birini yakmalık sunu olarak alsın.”Levililer 16:5.

7. Ama diğerine ne yapmalılar? “Ötekisi lanetlidir” diyor.Levililer 16:7-10. İsa’nın tipinin nasıl tezahür edildiğine dikkat edin.

8. “Ve hepiniz ona tükürün, [onu] delin, başına kızıl yün koyun ve böylece çöle atılsın.”Barnabas burada, keçiyle ilgili daha sonra Mişna’da kayda geçirilmiş olan daha eski bir Yahudi sözlü geleneğinden de yararlanmış olabilir (Mişna Yoma 4:2; 6:6). Ve öyle yapıldığında, keçiyi alan kişi onu çöle götürür, yününü çıkarır ve onu bizim filizlerini yemeye alıştığımız ve diyarda bulduğumuz, HrakeHrake’nin (Grekçesi ῥαχή’dir) tam olarak hangi bitkiyi ifade ettiği bilinmemekte ve bu konuda farklı görüşler bulunmaktadır. Bazı el yazmalarında sözcük “Rachel” olarak aktarılmıştır; ancak bu okuma muhtemelen yanlıştır. Bazı araştırmacılar bunun bir böğürtlen çalısını, bazıları ise bir dağ sırtını ifade ettiğini ileri sürmektedir. Bağlam, burada bir tür çalının kastedildiğini göstermektedir. diye adlandırılan çalının üzerine koyar —işte yalnızca Hrake’nin meyvesi tatlıdır—.

9. Peki bu ne [anlama geliyor]? Dikkat edin: “Sunağın üzerindeki olan ve lanetli olan.”Yukarıdaki dipnotlara bakınız. Ve lanetli olan taçlandırılmıştır. Çünkü o gün O’nu, bedenine ayaklarına kadar uzanan kızıl [bir kaftan sarılı olarak] görecekler. Ve diyecekler ki: “Bu, bir zamanlar çarmıha gerdiğimiz, hor gördüğümüz, deldiğimiz ve üzerine tükürdüğümüz Kişi değil mi?” Gerçekten de o zaman, Kendisinin Tanrı’nın Oğlu olduğunu söyleyen O’ydu.

10. O, [keçiye] nasıl benziyor? “Keçiler benzer, güzel ve eşit [olsunlar]” ki O’nun o zaman geldiğini gördüklerinde keçinin benzerliğinden dolayı hayrete düşsünler. Öyleyse acı çekmek üzere olan İsa’nın örneğine bakın.

11. Peki yünü neden dikenlerin ortasına koyuyorlar? Bu, Kilise’ye yerleştirilmiş İsa’nın bir örneğidir. Çünkü kızıl yünü çıkarmak isteyen kişinin, diken korkunç olduğu için çok acı çekmesi gerekir; —ve [sadece] acı çekerek egemen olabilir— Dolayısıyla, “Beni görmek ve Krallığıma dokunmak isteyenler, sıkıntı çekip acı çektikten sonra Beni almalıdır”Kaynağı bilinmemektedir. diyor.

8. Bölüm

1. Fakat İsrail’e, günahları tam olan insanların bir düveyi kurban edip kestikten sonra yakmaları, sonra çocukların külleri alıp kaplara atmaları, kırmızı yünü bir ağaca koymaları ve mercanköşkü [de oraya koymaları] —işte yine haçın ve kırmızı yünün örneği— ve böylece çocukların, günahlarından arınmaları için insanları birer birer serpmeleri emredilen tip nedir sizce?

2. Size nasıl basit bir şekilde şöyle dediğini anlayın: Buzağı İsa’dır. Onu sunan adamlar, O’nu kesime getiren günahkârlardır. Artık ortada insanlar yoktur, artık günahkârların ihtişamı da yoktur.Bu cümledeki metin muhtemelen bozulmuştur.

3. Serpen çocuklar, bize günahların bağışlanmasını ve yüreğin arınmasını duyurmuş olanlardır; vaaz etmeleri için onlara müjde yetkisini vermiştir —İsrail’in on iki oymağı olduğu için tanık olarak on iki [kişi] vardır—.

4. Peki serpen üç tane çocuk hangi sebeple vardır? [Bu,] İbrahim, İshak ve Yakup’a bir tanıklıktır; zira onlar Tanrı’nın önünde büyüklerdi.Ya da “Tanrı’nın önünde büyüklerdir.”

5. Fakat yün [neden] ağacın üzerindeydi? Çünkü İsa’nın Krallığı ağacın üzerindedir ve O’na umut bağlayanlar sonsuza dek yaşayacaktır.

6. Ve neden aynı zamanda yün ve mercanköşk [vardır]? Çünkü O’nun Krallığında kötü ve kirli günler olacak ve biz bu günlerin içinde kurtulacağız; zira bedende acı çeken kişi mercanköşkün kirliliğiyle iyileşir.

7. Dolayısıyla böyle gerçekleşmiş olan şeyler bize açıktır, fakat onlaraBurada Yahudiler kastedilmektedir. karanlıktır; çünkü onlar Rab’bin sesini duymadılar.

9. Bölüm

1. Dahası, kulaklar hakkında da yüreğimizi nasıl sünnet ettiğini söylüyor. Rab, peygamberde şöyle diyor: “Kulakla işitince Bana itaat ettiler.”Mezmurlar 18:44. Ve yine şöyle der: “Uzaktakiler haberi işitecekler ve yaptıklarımı bilecekler.”Yeşaya 33:13. Ve “Yüreklerinizi sünnet edin” diyor Rab.Yeremya 4:4.

2. Yine şöyle diyor: “Dinleyin, ey İsrail! Çünkü Tanrınız Rab şöyle diyor.” Ve Rab’bin Ruhu yine peygamberlik eder: “Sonsuza dek yaşamayı arzulayan kimdir? Benim KulumunGrekçesi τοῦ παιδός μου’dur; ifade “Kulumun” anlamına gelir. Bkz. 28 numaralı dipnot. sesini işite işitsin.”Yeşaya 50:10.

3. Yine şöyle der: “Ey gök, dinle ve kulak ver, ey yeryüzü; çünkü Rab bunları bir tanıklık olarak söyledi.”Yeşaya 1:2. Yine şöyle der: “Ey bu halkın yöneticileri, Rab’bin sözünü dinleyin.”Yeşaya 1:10. Ve yine, “Ey çocuklar, çölde haykıranın sesini işitin”Yeşaya 40:3. diyor. Dolayısıyla sözü işitip iman edelim diye işitmemizi sünnet etti.

4. Fakat güvendikleri sünnet de ortadan kaldırıldı. Çünkü sünnetin bedensel olmayacağını söylemişti. Ama günah işlediler, çünkü kötü bir melek onları kandırıyordu.

5. Onlara, "Tanrınız Rab şöyle diyor" (Burada bir buyruğu buluyorum), “Dikenlere ekmeyin, Rabbinize sünnet olun”Yeremya 4:3-4. diyor. Ve ne diyor? “Yüreklerinizin katılığını sünnet edin ve enselerinizi sertleştirmeyeceksiniz.”Yasa’nın Tekrarı 10:16. [Şunu] tekrar ele al: “İşte, Rab diyor ki bütün uluslar sünnetsiz hâldedir, fakat bu halk yüreklerinde sünnetsizdir.”Yeremya 9:26.

6. Fakat diyeceksin ki, “Gerçekten de halk bir mühür olarak sünnet edildi.” [Evet,] fakat her Suriyeli, Arap ve putların tüm kâhinleri de [sünnet edilmiştir]. Peki onlar da [Yahudilerin] antlaşmasından mıdır? Dahası, Mısırlılar da sünnetliler arasındadır.

7. Öyleyse sevginin çocukları, her şey hakkında bol bol öğrenin ki ilk sünneti veren İbrahim, Ruh’ta İsa’ya önceden bakarak ve üç harfin anlamlarını alarak sünnet etti.

8. Çünkü şöyle diyor: “İbrahim, evinden on sekiz ve üç yüz kişiyi sünnet etti.”Bu ifade Eski Antlaşma’da yer almamaktadır. Yaratılış 14:14 ile 17:26’nın bir birleşimi gibi görünmekte ve muhtemelen Yahudi sözlü geleneğine dayanmaktadır. Öyleyse ona verilmiş olan bilgi neydi? Öğrenin: Önce on sekiz, bir aralıktan sonra üç yüz diyor. On sekizde, “İ” on eder ve “H” sekiz eder. Yani İsa vardır. Ve T’deki haç lütuf sahibi olacağı için “ve üç yüz” diyor. Dolayısıyla ilk [kısımda] iki harfle İsa’yı, diğerinde haçı göstermektedir.Bu, Gematria adı verilen Yahudi alegorik Midraş yorumunun klasik bir örneğidir. Modern okuyucuya alışılmadık gelebilse de bu yöntem, antik dünyada yaygın bir yorumlama biçimiydi. Grekçede sayılar bazen alfabenin harfleriyle gösterilirdi. Yazarın kullandığı metinde 318 sayısı ΤΙΗ harfleriyle ifade ediliyordu. Buradaki ΙΗ, İsa’nın Grekçe adı olan Ἰησοῦς’un ilk iki harfini; 300 sayısını temsil eden Τ ise biçimi nedeniyle haçı simgeliyordu. Bu nedenle yazar, söz konusu pasajı alegorik olarak İsa’ya ve O’nun çarmıha gerilmesine işaret eden bir metin şeklinde yorumlamıştır.

9. Antlaşmasının içimize ekilmiş armağanını bize yerleştiren bunu bildi. Hiç kimse benden daha gerçek bir söz öğrenmedi; ama sizin layık olduğunuzu bilmiştim.

10. Bölüm

1. Musa da dedi ki: “Ne domuz, ne kartal, ne hızlı kanatlı, ne karga ne de pulları olmayan hiçbir balık yiyeceksiniz”;Bu bölüm, Levililer 11 ve Yasa’nın Tekrarı 14'ün bir birleşimini esas alan Midraşik bir yorumdur. [ruhsal] anlayışıyla üç öğreti aldı.

2. Dahası, Yasa’nın Tekrarı’nda onlara diyor ki: “Ve bu halka buyruklarımı bildireceğim.”Bu ifade, Yasa’nın Tekrarı 4:1-4’ün bir özetidir. Öyleyse çiğneyip yememek Tanrı’nın buyruğu değildir; fakat Musa [bunu] Ruh’ta söyledi.

3. Dolayısıyla domuzu şunun için kastetmişti: “Domuz gibi olan böyle insanlara birleşmeyeceksin” diyor. Yani lüks içinde yaşadıklarında Rab’bi unuturlar, fakat ihtiyaç içinde olunca Rab’bi tanırlar; tıpkı domuzun yemek yediğinde efendisini tanımadığı, fakat acıktığında bağırıp yiyecek aldıktan sonra yine sustuğu gibi.

4. “Ne kartalı, ne hızlı kanatlıyı, ne çaylağı ne de kargayı da yiyeceksin.”Levililer 11:13-16. Emek ve terle kendilerine yiyecek sağlamayı bilmeyen, ancak yasasızlıkla başkalarına ait olan şeyleri ele geçiren, dürüstlük içinde yürüyorlarmış gibi fırsatları kollayan ve etrafına bakınarak açgözlülükle kimi soyabileceklerini arayan bu tür insanlarla ne birleşeceksin ne de benzeyeceksin, demek istiyor. Tıpkı bu kuşların kendilerine yiyecek sağlamayıp aylak aylak oturduğu gibi, onların kötülüğüyle vebalı olarak başkalarının etini nasıl yiyebileceklerini ararlar.

5. Ve “Ne bufa balığı, ne polibi ne de mürekkep balığını yiyeceksin” diyor.Levililer 11:10-11. Tamamen tanrısız ve çoktan ölüme mahkûm edilmiş olan böyle insanlara hiç benzemeyeceksin, demektir; tıpkı bu küçük balıkların yalnızca lanetli olup derinlikte yüzdüğü gibi. Diğerleri gibi dalıp gitmezler, fakat derinliğin altındaki zeminde yaşarlar.

6. “Ayrıca tavşanı da hiç yemeyeceksin.”Yasa’nın Tekrarı 14:7. Niye? Demek istiyor ki, hiçbir şekilde ne bir çocuk tacizcisiBurada normalde παιδεραστής sözcüğünün kullanılması beklenebilirdi; bu sözcük “çocuklarla cinsel ilişkiye giren kişi” anlamına gelir. Ancak erken Hristiyan yazarlar, daha ağır ve kınayıcı bir anlam taşıyan παιδοφθόρος sözcüğünü kullanmışlardır. Bu sözcük kelimesi kelimesine “çocukların yok edicisi” anlamına gelir. Yazarın burada παιδοφθόρος sözcüğünü tercih etmesi, erken Hristiyanların çocuklara yönelik cinsel istismarı açıkça reddettiklerini göstermektedir. olacaksın ne de bu tür kişilere benzeyeceksin. Çünkü tavşan her yıl gebe kalma yerini artırır; kaç yıl yaşarsa o kadar deliği vardır.Grekçesi ὅτι ὁ λαγωὸς κατ’ ἐνιαυτὸν πλεονεκτεῖ τὴν ἀφόδευσιν· ὅσα γὰρ ἔτη ζῇ, τοσαύτας ἔχει τρύπας’tır. Yazar burada, tavşanlara ilişkin antik bir inanıştan hareketle oldukça açık ve mahrem bir dil kullanarak tavşanın bedensel özellikleriyle çocuklara yönelik cinsel istismarda bulunan kişilerin davranışları arasında bir benzerlik kurmaktadır. Çeviride, metnin anlamı korunmakla birlikte, söz konusu açık anlatım mahremiyet gözetilerek yumuşatılmıştır.

7. “Ama sırtlanı da yemeyeceksin.”Musa’nın Yasası'nda böyle bir buyruk yer almamaktadır. Yazarın, Levililer 11:27 ile ilişkili ve daha sonra Mişna’da kayda geçirilmiş bir Yahudi sözlü geleneğinden yararlanmış olması mümkündür. Hiçbir zaman ne bir zina eden ne [başkalarını] bozan [biri olacaksın] ne de bu tür kişilere benzeyeceksin, demek istiyor. Niye? Çünkü hayvan yıldan yıla doğasını değiştirir ve bir zaman erkek, bir zaman dişi olur.Bu görüş modern okuyucuya alışılmadık gelebilir; ancak antik dünyada Ezop, Fotios, Plinius, Aristoteles ve Tertullian gibi yazarlar tarafından da aktarılan yaygın bir inanıştı.

8. Dahası, [Rab] gelincikten haklı olarak nefret etmiştir. [Rab] diyor ki: Duyduğumuz pislik yoluyla ağızlarıyla yasasızlık yapanlar gibi olmayacaksın ne de ağzıyla kötülük yapan murdar [kadınlara]Metinde açıkça “kadınlar” sözcüğü kullanılmasa da çoğul dişil belirli artikelin kullanılması, yazarın kadınlardan söz ettiğini düşündürmektedir (ταῖς ἀκαθάρτοις ταῖς τὴν ἀνομίαν ποιούσαις ἐν τῷ στόματι). benzeyeceksin. Çünkü bu hayvan ağızla gebe kalır.Bu, yazarın söz konusu pasajda aktardığı, antik dünyada yaygın olan başka bir inanıştır.

9. Yiyecekler konusunda, Musa üç öğretiyi aldıktan sonra Ruh’ta böyle konuşmuştur. Fakat [onlar], bedenin şehvetine göre, sanki [fiziksel] yiyecekle ilgiliymiş gibi onları kabul ettiler.

10. Fakat Davut, aynı üç öğretinin bilgisini alarak şöyle der: “Tanrısızların öğüdüyle yürümeyen”Mezmurlar 1:1. —tıpkı balıkların karanlığa, derinliklere gittiği gibi— “ve günahkârların yolunda durmayan”Mezmurlar 1:1. —tıpkı Rab’den korkmuş gibi görünenlerin domuza benzer [biçimde] günah işlediği gibi— “ve vebalıların sandalyesinde oturmayan adama ne mutlu!”Mezmurlar 1:1. —av için oturan kuşlar gibidir—. [Artık] yiyecek konusunda tam [bilgiye] sahipsiniz.

11. Musa yine, “Çatal tırnaklı ve geviş getiren her [hayvanı] yiyeceksiniz” diyor. Ne demek istiyor? Yiyeceği alan, kendisini Besleyeni bilir ve O’nda dinlenerek sevinmiş gibi görünür. Buyruğa bakarak iyi konuştu. Öyleyse ne demek istiyor? Rab’den korkanlara, aldıkları kelamın anlamını yüreklerinde derin derin düşünenerlere, Rab’bin buyrukları hakkında konuşan ve uygulayanlara, derin derin düşünmenin bir sevinç işi olduğunu bilenlere ve Rab’bin kelamını geviş getirenlereBuradaki mecaz, “derin derin düşünmek” anlamına gelmektedir. [katılarak] birleşin. Peki neden “çatal tırnaklılar”? Doğrular hem bu dünyada yürür hem de kutsal çağı beklerler. Musa’nın ne kadar iyi yasa koyduğunu görün.

12. Peki [Yahudiler] bunları nasıl anlayabilir veya kavrayabilirlerdi? Fakat biz, buyrukları doğru anlamış olarak, Rab’bin istediği gibi konuşuyoruz. Dolayısıyla bu şeyleri anlayabilmemiz için kulaklarımızı ve yüreklerimizi sünnet etmiştir.

11. Bölüm

1. Ama Rab’bin su ve çarmıh hakkında önceden açığa çıkarmaya özen gösterip göstermediğini araştıralım. Suyla ilgili olarak, İsrail hakkında, günahların bağışlanmasını taşıyan vaftizi nasıl almayacakları, fakat kendileri için [çukur] kazacakları yazılmıştır.

2. Çünkü peygamber şöyle der: “Ey gök, buna şaş ve yeryüzü daha da çok titresin; zira bu halk iki kötülük yaptı: Yaşam pınarı olan Beni terk ettiler ve kendileri için bir ölüm çukuru kazdılar.”Yeremya 2:12,13.

3. “Benim kutsal dağım Sina bir çöl kayası değil midir? Çünkü sizler bir yuvadan çıkarılmış uçan bir kuşun yavruları gibi olacaksınız.”Yeşaya 16:1,2.

4. Ve peygamber yine şöyle der: “Senin önünden gideceğim, dağları düzleyeceğim, tunç kapıları kırıp demir sürgüleri parçalayacağım. Sana karanlık, gizli ve görünmez hazineleri vereceğim, öyle ki Benim Rab Tanrı olduğumu bilsinler.”Yeşaya 45:2,3.

5. Ve “Sağlam kayadan olan yüksek bir mağarada oturacaksın” ve “Onun suyu güvenilirdir; ihtişamlı bir Kral göreceksiniz ve canınız Rab korkusunu derin derin düşünür” [der].Yeşaya 33:16-18.

6. Ve yine başka bir peygamberde şöyle diyor: “Ve bunları yapan kişi, suların kıyısına dikilmiş ağaca benzeyecek, meyvesini mevsiminde verecek, yaprağı solmayacak ve yaptığı her şey de başarılı olacaktır.

7. Kötüler böyle değildir; hiç değildir. Fakat onlar, rüzgârın yeryüzünden savurduğu saman kırıntısı gibidirler. Bu yüzden kötüler yargıda kalkmayacak, ne de günahkârlar doğruların öğüdünde [duracaktır]. Çünkü Rab doğruların yolunu bilir ve kötülerin yolu yok olacaktır.”Mezmurlar 1:3-6.

8. Suyu ve çarmıhı aynı anda nasıl belirlediğini anlayın. Çünkü şunu demek istiyor: Çarmıha ümit bağlamış olarak suya inenlere ne mutlu! Çünkü ödülden “kendi mevsiminde” söz ediyor; sonra da “Karşılığını vereceğim” diyor. Ama şimdiyse “Yaprakları solmayacak” diyor. Şunu demek istiyor: Ağzınızdan iman ve sevgiyle çıkacak her söz birçokları için dönüşüm ve umut olacaktır.

9. Ve yine başka bir peygamber şöyle diyor: “Ve Yakup’un diyarı tüm dünyadan çok övüldü.”Bu ifade, Sefanya 3:19 ile Yeşaya 2:2’nin bir birleşimi gibi görünmektedir. Şunu demek istiyor: Ruhunun kabını yüceltiyor.

10. Sonra ne diyor? “Ve sağ taraftan akan bir ırmak oluyordu ve ondan güzel ağaçlar yükseliyordu; bunlardan yiyen herkes sonsuza dek yaşayacaktır.”Hezekiel 47:12.

11. Bunu söylüyor, çünkü günahlarla ve pislikle dolu olarak suya iniyoruz ve [oradan] yürekte meyve vererek ve Ruh’ta Rab İsa’ya yönelen korkuya ve umuda sahip olarak çıkıyoruz. “Ve bunlardan yiyen herkes sonsuza dek yaşayacaktır.” Şunu demek istiyor: Söylenmiş olan bu şeyleri işitip iman eden herkes sonsuza dek yaşayacaktır.

12. Bölüm

1. Benzer şekilde, başka bir peygamberde çarmıhla ilgili olarak tekrar şöyle belirliyor: “Ve bu şeyler ne zaman gerçekleşecek?” diyor Rab. “Ağaç eğilip yükseldiğinde ve ağaçtan kan damladığında.”Kaynağı bilinmemektedir. Çarmıh ve çarmıha gerilecek Olan hakkında yine [bir referansınız] var.

2. [Kutsal Ruh,] İsrail yabancılar tarafından savaşılırken Musa’ya yine söylüyor; savaşırken onlara, günahları yüzünden ölüme teslim edildiklerini hatırlatmak için. Ruh, Musa’nın yüreğine çarmıhın ve acı çekmek üzere Olan’ın bir tipini yapmasını söylüyor; çünkü diyor ki, eğer O’na ümit bağlamazlarsa sonsuza dek savaşılacaklardır. Bu nedenle Musa, savaşın ortasında bir silahıYa da “bir kalkanı”. Grekçe sözcük hem “silah” hem de “kalkan” anlamında kullanılabilir. diğerinin üzerine koyuyor, hepsinden daha yüksekte ayakta durarak ellerini uzatıyordu ve bu şekilde İsrail fethediyordu; sonra [ellerini] her indirdiğinde [onlar] öldürülüyorlardı.

3. Niçin? O’na güvenmedikçe kurtulamayacaklarını bilsinler diye.

4. Ve yine başka bir peygamberde O şöyle der: “Bütün gün ellerimi, Benim doğru yolumu reddeden itaatsiz bir halka uzattım.”Yeşaya 65:2.

5. Musa, İsrail düşerken İsa’nın bir tipini yapıyor: O’nun acı çekmesi gerektiğini ve O’nu yok etmiş olduğunu düşüneceklere Kendisinin yaşam vereceğini [göstermek için]. Çünkü Rab tüm yılanla onları ısırttı ve onlar ölüyorlardı; öyle ki —zira günah yılan aracılığıyla Havva’da gerçekleşmiştir— onları, günahından ötürü ölüm işkenesine teslim edileceklerine ikna etsin.Çölde Sayım 21:6.

6. Dahası, Musa, “Tanrınız için ne dökme ne de oyma [suretine] sahip olacaksınız”Yasa’nın Tekrarı 27:15. diye buyurmasına rağmen, İsa’nın bir tipini gösterebilmek için kendisi [bir tane] yaptı. Bu nedenle Musa tunç bir yılan yapıp onu onurlu bir şekilde dikiyor ve halkı bir duyuruyla çağırıyor.

7. Dolayısıyla aynı yerde toplanıp Musa’dan, şifa bulmaları için şefaat etmesini rica ediyorlardı. Ama Musa onlara dedi ki: “Sizden biri” dedi, “ısırıldığında, ağaca konulmuş yılana gelsin ve iman ederek, kendisi ölü olduğu hâlde yaşam verebileceğini umsun; ve [o zaman] hemen kurtulacaktır.”Çölde Sayım 21:8-9. Ve böyle yapıyorlardı. Bu şeylerde de yine İsa’nın yüceliğine sahipsin, çünkü her şey O’nda ve O’nun içindir.

8. Peki Musa, bir peygamber olan Nun oğlu Yeşu’ya —bütün halk yalnızca, Babanın Oğlu İsa hakkında her şeyi ortaya çıkardığını duysun diye— bu adı verdikten sonra ne diyor?

9. İşte bundan dolayı Musa, bu adı verdikten sonra onu diyara casus olarak gönderdiği zaman Nun oğlu Yeşu’ya şöyle diyor: “Eline bir kitap al ve Rab’bin söylediklerini yaz, çünkü Tanrı’nın Oğlu son günlerde Amalek evinin hepsini köklerinden sökecektir.”Mısır’dan Çıkış 17:14.

10. İşte İsa, bir insanın oğlu değil, bedende bir tip olarak tezahür etmiş olan Tanrı’nın Oğludur. Lakin Mesih’in Davut’un oğlu olduğunu söyleyeceklerine göre, Davut [kendisi], korkarak ve günahkârların aldatmasını anlayarak şöyle peygamberlikte bulunuyor: “Rab Rabbime dedi ki: ‘Düşmanlarını ayaklarının altına serinceye dek sağımda otur.’”Mezmurlar 110:1.

11. Ve yine Yeşaya şöyle diyor: “Rab, sağ elini tuttuğum Rabbim Mesih’e dedi ki: ‘Uluslar O’nun önünde kulak versin ve kralların gücünü kıracağım.’”Yeşaya 45:1. İşte, Davut’un O’na nasıl “Rab” dediğini ve “oğul” demediğini görün.

13. Bölüm

1. Şimdi, bu halkınBurada Hristiyanlar kastedilmektedir. mı yoksa ilk olanınBurada Yahudiler kastedilmektedir. mı mirasçı olduğuna ve antlaşmanın bizim için mi yoksa onlar için mi olduğuna bakalım.

2. O zaman halk hakkında Kutsal Yazı’nın ne dediğini dinleyin: “Ve İshak, karısı olan Rebeka için dua ediyordu, çünkü kısırdı; ve hamile kaldı.Yaratılış 25:21. Sonra Rebeka Rab’be danışmaya dışarı çıktı ve Rab ona dedi ki: ‘Rahminde iki ulus ve karnında iki halk var; bir halk [diğer] halka üstün gelecek ve büyüğü küçüğüne hizmet edecek’”.Yaratılış 25:23.

3. İshak’ın kim olduğunu ve Rebeka’nın kim olduğunu ve bunun kimleri aracılığıyla gösterdiğini anlamalısınız: bu halkın [o halktan] daha büyük olduğunu [gösterdi].

4. Ve başka bir peygamberlik sözünde Yakup, oğlu Yusuf’a daha açık bir şekilde şöyle diyor: “İşte, Rab beni senin huzurundanYa da “yüzünden”. mahrum etmedi; oğullarını bana getir ki onları kutsayayım.”Yaratılış 48:11.

5. Ve [Yusuf], Manaşşe’nin büyük olduğu için kutsanmasını isteyerek Efraim ile Manaşşe’yi getirdi; Yusuf da onu babası Yakup’un sağ eline getirdi. Fakat Yakup Ruh’ta araya giren halkınBurada Hristiyan halkı kastedilmektedir. bir tipini gördü. Ve ne diyor? “Ve Yakup ellerini çaprazladı, sağ elini ikinci ve daha küçük olan Efraim’in başına koyup onu kutsadı. Ve Yusuf Yakup’a dedi ki, ‘Sağ elini Manaşşe’nin başına koy, çünkü o benim ilk oğlum’ Ve Yakup Yusuf’a dedi ki: ‘Biliyorum, evlat, biliyorum; ama büyüğü küçüğüne hizmet edecek, yine de o da kutsanacak’”Yaratılış 48:19.

6. Onun [ellerini] kimin üzerine koyduğuna bakın: bu halk ilktir ve antlaşmanın mirasçısıdır.

7. Öyleyse, eğer İbrahim aracılığıyla da [bu] anıldıysa, bilgimizin mükemmelliğine sahibiz. O hâlde, iman etmiş olan tek kişi olarak doğruluğa yerleştirilmiş olan İbrahim’e ne diyor? “İşte, İbrahim, seni sünnetsizlik içinde Tanrı’ya iman eden ulusların babası yaptım.”Yaratılış 17:5.

14. Bölüm

1. Evet, ama O’nun atalara, halka vermeye ant içtiği antlaşmayı verip vermediğine bakalım. O vermiştir! Ama günahları yüzünden onu almaya layık değillerdi.

2. Çünkü peygamber şöyle diyor: “Ve Musa, halk için Rab’bin antlaşmasını almak üzere Sina Dağı’nda kırk gün kırk gece oruç tutuyordu. Ve Musa, Rab’bin Ruh’ta elinin parmağıyla yazılmış olan iki levhayı Rab’den aldı. Ve onları alıp halka vermek [üzere] aşağı indirdi.”Mısır’dan Çıkış 24:18; 31:18.

3. Ve Rab Musa’ya dedi ki: “Musa, Musa, çabuk aşağı in, çünkü Mısır diyarından çıkardığın senin halkın yasasızlık yaptı.”Mısır’dan Çıkış 32:7. Ve Musa, kendilerine yine dökme putlar yaptıklarını anlayıp [levhaları] elinden attı ve Rab’bin antlaşmasının levhaları parçalandı.

4. Musa [antlaşmayı] aldı, ama onlar layık değildiler. Peki biz [onu] nasıl aldık? Öğrenin: Musa bir hizmetkâr olarak aldı; lakin Rab Kendisi, bizim için [acı çekmeye] katlanmış olarak, [onu] bize —mirasın halkı olarak— verdi.

5. Fakat O, onlar günahlarda tamamına ersin ve mirası alan Rab İsa aracılığıyla antlaşmayı alalım diye tezahür etti. Kendisi şunun için hazırlanmıştı: Kendisi görünerek, çoktan ölüme heba olmuş ve yanılgının yasasızlığına teslim edilmiş olan yüreklerimizi karanlıktan fidye ödeyip kurtararak ve kelam aracılığıyla içimizde bir antlaşma kursun diye.

6. Çünkü Baba’nın, bizi karanlıktan kurtararak O’na kutsal bir halk hazırlamasını nasıl buyurduğu yazılmıştır.

7. Dolayısıyla peygamber şöyle der: “Ben, Rab Tanrın, Seni doğrulukla çağırdım, elini tutacağım ve Seni güçlendireceğim. Ve Seni soyunBurada Yahudiler kastedilmektedir. antlaşması ve uluslara ışık olmak, körlerin gözlerini açmak ve bağlı olanlarıyla birlikte karanlıkta oturanları hapishaneden çıkarmak için verdim.”Yeşaya 42:6-7. O hâlde biz nereden fidyeyle kurtarıldığımızı biliyoruz.

8. Peygamber yine şöyle diyor: “Seni kurtarmış olan Rab Tanrı şöyle diyor: ‘İşte, Seni ulusların ışığı olarak yerleştirdim ki yeryüzünün ucuna dek kurtuluş için olasın.’”Yeşaya 49:6-7.

9. Ve peygamber yine şöyle der: “Rab’bin Ruhu üzerimdedir; Beni yoksullara lütfu müjdelemek için meshetti. O, Beni yüreği ezilmiş olanları iyileştirmek, tutsaklara bağışlanmayı ve körlere gözlerinin açılmasını duyurmak, Rab’bin lütuf yılını ve öç gününü ilan etmek ve yas tutanların hepsini teselli etmek için göndermiştir.”Yeşaya 61:1-2.

15. Bölüm

1. Ayrıca, Sina Dağı’nda Musa’ya yüz yüze konuştuğu On Söz’de Şabat hakkında yazılmıştır: “Ve Rab’bin Şabatı’nı temiz ellerle ve temiz bir yürekle kutsayacaksınız.”Mısır’dan Çıkış 20:8.

2. Ve bir başka [bir yerde] şöyle der: “Eğer oğullarım Şabat’ı tutarlarsa, onlara merhametimi koyacağım.”Yeremya 17:24,15.

3. Yaratılışın başlangıcında da Şabat’tan bahseder: “Ve Tanrı ellerinin işlerini altı günde yaptı, yedinci günde tamamlayıp onda dinlendi ve onu kutsadı.”Yaratılış 2:2.

4. Evlatlar, altı günde tamamlanmasının ne demek olduğunu dikkat edin. Demek istiyor ki: Rab her şeyi altı bin yılda tamamlayacaktır, çünkü “O’nun katında bir gün bin yıl demektir.”Mezmurlar 90:4. Ve bana, “İşte Rab’bin günü bin yıl gibi olacak”2. Petrus 3:8. diyerek tanıklık ediyor. Öyleyse evlatlar, altı günde —yani altı bin yılda— her şey tamamlanacaktır.

5. “Ve yedinci günde dinlendi.” Bu, Oğlu gelince Yasasız Olan’ın dönemini ortadan kaldıracak ve tanrısızları yargılayacak ve güneşi, ayı ve yıldızları değiştirecektir; o zaman yedinci günde gerçekten dinlenecek, demektir.

6. Ayrıca, “Onu temiz eller ve temiz bir yürekle kutsayacaksın” der. Öyleyse, eğer biri Tanrı’nın kutsadığı günü şimdi yüreği temiz olarak kutsayabiliyorsa, biz her şeyde aldatılmış olduk [demektir].

7. Öyleyse işte o zaman, gereği gibi dinlenerek onu kutsayacağız: Biz kendimiz aklandıktan, vaadi aldıktan sonra ve artık yasasızlık kalmadığında ve her şey Rab tarafından yenilendiğinde, işte o zaman, ilk önce kendimiz kutsanmış olarak onu kutsayabileceğiz.

8. Üstelik onlara, “Yeni aylarınıza ve Şabatlarınıza tahammül etmiyorum”Yeşaya 1:13. diyor. Ne demek istediğini görüyor musunuz? “Bana kabul edilebilir olan sizin [şimdiki] Şabatlarınız değil; tersine Benim yaptığımdır. [O zaman] onda her şeyi dinlendirdikten sonra sekizinci günün başlangıcını yapacağım; bu da başka bir dünyanın başlangıcıdır.”Bu alıntının kaynağı bilinmemektedir.

9. Dolayısıyla, İsa’nın ölümden dirildiği ve tezahür edip göğe yükseldiği sekizinci günü neşe için tutuyoruz.

16. Bölüm

1. Ayrıca size tapınak hakkında da konuşacağım: Bu sefillerin, yoldan saptırılarak, kendilerini yaratan Tanrı’ya değil, Tanrı’nın eviymiş gibi binaya nasıl umut bağladıklarını [anlatacağım].

2. Çünkü neredeyse uluslar gibi onlar da O’nu tapınakta kutsadılar. Fakat Rab, [tapınağı] geçersiz kıldığında ne diyor? Öğrenin: “Gökyüzünü bir karışla veya yeryüzünü bir avucun içiyle ölçen Kimdir? Ben değil miyim? diyor Rab.Yeşaya 40:12. Gök Benim tahtım ve yeryüzü ayaklarımın basamağıdır. Bana ne tür bir ev yapacaksınız? Ya da dinlenmemin yeri neresidir?”Yeşaya 66:1. Biliyorsunuz ki umutları boştur.

3. Üstelik yine diyor ki: “İşte, bu tapınağı yıkmış olanlar, onu kendileri inşa edecekler.”Bu ifade Yeşaya 49:17’ye benzemektedir; ancak alıntının kesin kaynağı bilinmemektedir.

4. [Şimdi] gerçekleşiyor! Zira savaş açtıkları için düşmanlar tarafından yıkıldı ve şimdi düşmanlarının hizmetkârları olarak onu yeniden inşa edecekler.

5. Yine, şehrin, tapınağın ve İsrail halkının teslim edileceği gösterildi. Çünkü Kutsal Yazı şöyle diyor: “Ve Rab son günlerde otlak koyunlarını, ağılı ve onların kulesini yıkıma teslim edecek.”1.Hanok 89:67. Ve Rab’bin söyledikleri gibi gerçekleşmiştir.

6. Fakat Tanrı’nın bir tapınağı var mı diye araştıralım; vardır. Onu yapmayı ve onarmayı söylediği yerde [vardır]. Çünkü şöyle yazılmıştır: “Ve olacak ki, hafta tamamlandığında Tanrı’nın tapınağı Rab’bin adıyla görkemli bir şekilde inşa edilecek.”Daniel 9:24-27.

7. Öyleyse bir tapınak olduğunu buluyorum. Peki Rab’bin adıyla nasıl inşa edilecek? Öğrenin: Tanrı’ya iman etmeden önce yüreklerimizin meskeni, gerçekten elle inşa edilmiş bir tapınak gibi, yozlaşmış ve zayıftı; çünkü putperestlikle doluydu ve Tanrı’ya aykırı olanı yapmakla cinlerin eviydi.

8. “Fakat Rab’bin adıyla inşa edilecek.” Dikkat edin ki Rab’bin tapınağı görkemli bir şekilde inşa edilsin. Nasıl? Öğrenin: Günahların bağışlanmasını alıp İsme umut bağladıktan sonra yeni olduk; başlangıçtan yeniden yaratıldık. Bu nedenle Tanrı gerçekten içimizdeki meskenimizde yaşmaktadır.

9. Nasıl? O’nun imanının sözü, O’nun vaadinin çağrısı, yasaların bilgeliği ve öğretinin buyrukları aracılığılya; Kendisi içimizde peygamberlik ederek, Kendisi içimizde yaşayarak, ölüme köleleştirilmiş olan bizlere tapınağın kapısını —ki bu ağzıdır—Yazar burada müjdeleyen kişiyi tapınağa benzeten bir mecaz kullanmaktadır. açarak, bize tövbe vererek bizi bozulmaz tapınağa yönlendiriyor.

10. Çünkü kurtulmayı arzulayan kişi insanaBurada müjdeleyen kişi kastedilmektedir. bakmaz; tersine, kendisinde Yaşayan ve Konuşan’a bakar. [O’na] şaşar; çünkü hiç bir zaman ne ağızdan çıkan sözleri hiç duymuştur ne de kendisi [onları daha] önce duymak istemiştir. Bu, Rab için inşa edilen ruhsal bir tapınaktır.

17. Bölüm

1. Gücüm yettiğince ve sadelikle size bildirdiğim için canım, arzuma uygun olarak, kurtuluşa ilişkin herhangi bir şeyi ihmal etmemiş olmayı umuyor.

2. İşte, eğer size şimdiki şeyler veya gelecek şeyler hakkında yazarsam, hiç bir şekilde anlamazsınız; çünkü bunlar benzetmelerin içinde yer almaktadır. Mesele bu kadardır.

18. Bölüm

1. Ama başka bir bilgiye ve öğretiye geçelim. Öğretinin ve otoritenin iki yolu vardır: biri ışıktan, diğeri karanlıktan. Ve iki yol arasında büyük bir fark [vardır]. Çünkü birinin üzerinde Tanrı’nın ışık getiren melekleri, diğerinin üzerinde ise Şeytan’ın melekleri görevlendirilmiştir.

2. Ve biri ezelden ebede olan Rab’dir; diğeri ise şimdiki yasasızlık döneminin Hükümdarıdır.

19. Bölüm

1. İşte ışık yolu budur: Eğer biri belirlenen yere [doğru giden] yolda yürümek isteyerek işlerinde gayret ederse, o hâlde onun içinde yürümemiz için bize verilen bilgi şudur:

2. Seni Yaratan’ı seveceksin. Seni Biçimlendiren’den korkacaksın. Seni ölümden fidyeyle Kurtaran’ı yücelteceksin. Yürekte içten ve ruhta zengin olacaksın. Ölüm yolunda yürüyenlere birleşmeyeceksin. Tanrı’yı ​​hoşnut etmeyen her şeyden nefret edeceksin. Tüm ikiyüzlülükten nefret edeceksin. Rab’bin buyruklarını terk etmeyeceksin.

3. Kendini yüceltmeyeceksin, fakat her şeyde alçakgönüllü olacaksın. Kendine şan almayacaksın. Komşuna karşı kötü bir tasarı kurmayacaksın. Canına küstahlıkGrekçesi θράσος’tur; “aşırı cesaret, büyüklük, kibir, küstahlık, acelecilik, utanmazlık,pervasızlık gibi anlamlara gelir. vermeyeceksin.

4. Fuhuş yapmayacaksın. Zina etmeyeceksin. Çocuklara tecavüz etmeyeceksin. Tanrı’nın sözü senden bazılarının pisliği içinde hiç çıkmayacak. Birinin günahını ortaya çıkarırken taraf tutmayacaksın.Grekçesi οὐ λήμψῃ πρόσωπον’dur; ifade kelimesi kelimesine “yüz almayacaksın” anlamına gelir. Burada taraf tutmamak veya ayrım gözetmemek anlamında kullanılan bir mecazdır. Bkz. Didake 4:3; Galatyalılar 2:6. Yumuşak huylu olacaksın. Barışçıl olacaksın. Duymuş olduğun sözlerden titreyen biri olacaksın. Kardeşine kin beslemeyeceksin.

5. Bir şeyin olup olmayacağı konusunda kararsız kalmayacaksın. Rab’bin ismini boş yere hiç almayacaksın. Komşunu canından çok seveceksin. Ne çocuğu kürtaj yaparak öldüreceksin ne de doğduğunda öldüreceksin. Oğlundan veya kızından elini çekmeyeceksin, ama gençliğinden itibaren [onlara] Tanrı korkusunu öğreteceksin.Didake 4:9.

6. Komşunun malını arzulamayacaksın. Hiç açgözlü olmayacaksın. Canından kibirlilerle de birleşmeyeceksin, fakat alçakgönüllü ve doğru kişilerle arkadaşlık edeceksin. Tanrı olmadan hiçbir şeyin olmadığını bilerek, başına gelen her şeyi iyi olarak karşılayacaksın.

7. Kararsız veya geveze olmayacaksın. Ve sen kullar, Tanrı’nın bir tipi olan efendilerinize hayâ ve korkuyla tâbi olacaksınDidake 4:11. Aynı Tanrı'ya ümit eden kölene veya kız hizmetçine acı bir şekilde emir vermeyeceksin ki onlar da ikinizin üzerinde olan Tanrı’dan korkmaktan vazgeçmesinler; çünkü O, kişilere göre değil, Ruh’un hazırladığı kişileri çağırmaya geldi.Didake 4:10.

8. Her şeyi komşunla paylaşacaksın ve hiçbir şeyin sana ait olduğunu söylemeyeceksin. Çünkü eğer siz bozulmazlıkta ortaksanız, bozulabilen şeylerde daha ne kadar çok [ortak olmalısınız]Didake 4:8. Konuşmakta acele etmeyeceksin, çünkü ağız ölüm tuzağıdır. Mümkün olduğunca canın uğruna pak olacaksın.

9. Almak için ellerini uzatan, fakat vermek için iç çeken biri olmayacaksın.Didake 4:5. Rab’bin sözünü sana söyleyen herkesi gözünün bebeği gibi seveceksin.Didake 4:1.

10. Gece gündüz yargı gününü hatırlayacaksın ve gün be gün azizlerin yüzlerini arayacaksın:Didake 4:2. ya sözle emek vererek ve teşvik etmeye dışarı çıkarak, sözle bir canı nasıl kurtaracağını derin derin düşünerek ya da ellerinle günahların için bir fidye için çalışarak.Didake 4:6.

11. Verirken çekinmeyeceksin ve verirken söylenmeyeceksin; ödülün iyi Karşılayıcısının kim olduğunu bileceksin.Didake 4:7. Aldığın şeyleri ne ekleyerek ne de çıkararak koruyacaksın.Didake 4:13. Kötü Olan’dan tümüyle nefret edeceksin. Adil bir şekilde yargılayacaksın.

12. Bir bölünmeye neden olmayacaksın, fakat tartışanları bir araya getirerek barışacaksın.Didake 4:3. Günahlarını itiraf edeceksin. Kötü bir bilinçle duaya yaklaşmayacaksın. Bu, ışığın yoludur.Didake 4:14.

20. BölümBu bölümdeki buyrukların birçoğu, Didake 5. bölümdeki buyruklarla dikkat çekici benzerlikler taşımaktadır.

1. Fakat Kara Olanın yolu eğri ve lanetle doludur. Çünkü bu, sonsuz ölüm ve ceza yoludur ve içinde [yürüyenlerin] canını mahveden şeyler vardır: putperestlik, kendine fazla güvenme, gücün yüceltilmesi, ikiyüzlülük, ikiyüreklilik, zina, cinayet, hırsızlık, kibir, günah, aldatma, kötülük, dikbaşlılık, iksircilik, büyücülük, açgözlülük ve Tanrı korkusunun eksikliği.

2. [Bunlar;] iyilere zulmeden, hakikatten nefret eden, yalanı seven, doğruluğun ödülünü bilmeyen, iyiliğe ve doğru yargıya sarılmayan, dul ve yetime bakmayan, Rab korkusu için değil kötülük için uyanık olan, kendilerinden yumuşak huyluluk ve sabır çok uzak ve mesafeli olanlardır. Boş şeyleri seven, karşılığın peşinde koşan, yoksula acımayan, iç güç altında ezilen uğruna emek vermeyen, iftiracı olan, kendilerini Yaratan’ı tanımayan, çocuk katili olan, Tanrı tarafından biçimlendirilmiş olanı bozan, muhtaç olandan yüz çeviren, mazluma eziyet eden, zenginlerin savunucusu olan, fakirlerin adaletsiz hâkimi olan ve tümüyle günahkâr olanlardır.

21. Bölüm

1. Öyleyse, Rab’bin yazılmış olan buyruklarını öğrenmiş olarak, onlarda yürümek iyidir. Çünkü bunları yerine getiren, Tanrı’nın Egemenliğinde yüceltilecektir. Öteki [yolu] seçen ise yaptıklarıyla birlikte yok edilecektir. Bu nedenle diriliş [vardır], bu nedenle karşılık [vardır].

2. Yüksek mevkilerde bulunanlara rica ediyorum: Eğer benim iyi tavsiyemin herhangi bir öğüdünü alırsanız, aranızda iyilik yapabileceğiniz kişileri bulundurun. Eksik kalmayın.

3. Kötü Olan’la birlikte her şeyin yok olacağı gün yakındır. Rab ve [O’nun] ödülü de yakındır.

4. Sizden tekrar tekrar rica ediyorum: Kendinize iyi yasa koyucular olun. Kendinizin sadık danışmanları olarak kalın. Her türlü ikiyüzlülüğü kendinizden çıkarın.Didake 4:12.

5. Şimdi bütün dünyanın Hükümdarı olan Tanrı size bilgeliği, içgörüyü, anlayışı, buyruklarının bilgisini ve sabır versin.

6. Ve Tanrı’dan öğretilmiş olun; Rab’bin sizden istediğini araştırın ve [bunu] yapın ki yargı gününde bulunasınız.

7. Ama eğer iyiliğe dair bir anma varsa, bunları yaparken beni hatırlayın; öyle ki arzum ve uyanıklığım iyi bir şeye doğru ilerlemiş olsun. Size yalvarıyorum, bir iyilik olarak rica ediyorum.

8. Güzel kap yanınızda olduğu süreceBu ifade büyük olasılıkla fiziksel bedene işaret etmektedir. bunların hiçbirinden eksik kalmayın; aksine bunları sürekli araştırın ve her buyruğu yerine getirin, çünkü layıklardır.

9. Dolayısıyla sizi sevindirmek için elimden geldiğince [size] yazmaya daha da gayret ettim. Kurtulun, sevginin ve esenliğin çocukları. Görkemin ve tüm lütfun Rabbi ruhunuzla olsun.

Barnabas’ın Mektubu



“Barnabas Mektubu” Tanrı’yı Arzulamak ekibinden Travis Owens tarafından birebir çeviri yaklaşımı esas alınarak orijinal Grekçeden Türkçeye çevrilmiştir. Köşeli parantez içindeki notlar çevirmen tarafından alınmıştır.

Son güncelleme tarihi: 24.08.2026

Dipnotlar

Yorumlar