İsa’nın Kimliğini Keşfetme Yolunda

İsa Mesih sadece bir peygamber mi yoksa dirilmiş kurtarıcı mı? Mucizevi bir iyileşme hikayesi ve Kutsal Kitap ışığında imanın gerçek anlamını keşfet.



Bu makale, Tunceli’den 15 yaşındaki İlyas Çakar tarafından yazılmış ve Timoteos Hizmetleri tarafından düzenlenen “2. Diriliş Bayramı Makale Yazma Yarışması”nda birincilik ödülünü kazandığı için burada yayınlanmıştır.



Ben Nasıl İman Ettim?

Herkesin İsa hakkında farklı düşünceleri vardır. Bazı insanlar O’nun sadece iyi bir peygamber olduğunu söyler. Bazıları ise O’nun dirilmiş Mesih ve Rab olduğunu söyler. Bu konu bana göre çok önemli bir konudur çünkü bu sadece bir bilgi değil, insanın hayatını değiştiren bir şeydir. İnsan neye inanırsa hayatını ona göre yaşar ve karar verir. Bu yüzden İsa’nın kim olduğunu bilmek, anlamak ve ayırt etmek çok önemlidir.

Benim inancım, İsa Mesih’in bizim günahlarımız için öldüğü ve 3 gün sonra dirildiğidir. Ama ben bu inancı bir anda hemen kabul etmedim. Önce ailemle Kutsal Kitap okudum, dinledim ve sonunda Mesih’i kendi kalbimde hissettim. İman sadece kutsal kitaplardan öğrenilen bir bilgi değil, yaşayan bir hayat türü ve felsefesidir. Ben bunu kendi hayatımda hissettim ve Rab ile özel bir bağ kurdum. Bu yüzden bu konu benim için gerçekten çok değerli.

Ben çok küçükken yani 9 aylıkken çok ağır bir hastalık geçirdim. Şah damarıma bağlı üçüncü evre bir tümör varmış ve o yıllarda iyileşmesi çok zordu. Annem o zamanlar çok korkmuş ve üzülmüş. Ama annem bana anlatıyor ve diyor ki: Hastalık daha belli olmadan önce Rab İsa ona bir söz vermiş: “İlyas acı çekecek ama o benim kucağımda olacak ve sonu aydınlık olacak” demiş. Bu söz anneme çok umut olmuş ve ona teselli vermiş. Annem de Rab’bin bu sözüne inanmış, dualar etmiş ve Rab’be güvenmiş.

Tedavi süreci kolay geçmemiş. Hastanede uzun zaman beklenmiş, çok testler yapılmış. Ama beklenmedik bir şey olmuş: Ben mucizevi bir ivmeyle iyileşmeye başlamışım. Doktorlar bile buna şaşırmış. İlgili doktor anneme “Siz ne yaptınız da bu çocuk iyileşti?” diye sormuş. Annem de “Rabbimiz sayesinde” demiş. İşte bu olay benim hayatımın en önemli anlarından biri. Ancak en ilginç ve mucizevi olan durum şudur ki o tümör hâlen boynumda duruyor. Fakat hiçbir büyüme göstermiyor, vücuduma zarar vermiyor ve tamamen etkisiz bir şekilde orada kalmaya devam ediyor. Çünkü bu, Rab’bin benim hayatıma dokunduğunun göstergesi.

Ben bu sevgiyi sonradan hissettim ve bu özel sevgiye inandım. Zamanla hayatımda Dirilmiş İsa Mesih ile özel bir bağ kurduğumu fark ettim. Bu kadarla kalmadı Rab bana zor zamanlarda umut verdi, iyi zamanlarda bana yol gösterdi ve bu bağı hâlen sürdürüyorum. Bu benim Rab ile hayatımın başlangıcı ve kanıtıdır. Peki, siz de İsa’nın dirilmiş olan Mesih olduğuna kanıt arıyorsanız, kanıt şudur:

Ölümü Yenen Mesih: Boş Mezarın Tanıklığı

Markos 16:6’da şöyle yazıyor: “Çarmıha gerilen Nasıralı İsa’yı arıyorsunuz. O dirildi, burada değil.” Bu ayet bize İsa’nın gerçekten dirildiğini gösteriyor. Yani İsa sadece yaşamış biri değil, ölümden sonra yeniden hayata dönen Mesih’tir. Bir başka ayette, Matta 28:5-6’da şöyle yazılmış: “O burada yok; söylediği gibi dirildi...” Bu ayet de aynı mesajı veriyor. İsa’nın dirilişi Hristiyan inancının merkezindedir, çünkü O dirilmiş olmasaydı, bu inancın temeli sarsılırdı. Ama O dirildiği için bizler kurtuluş ve yaşam umuduna sahip kişileriz.

İslami Bakış Açısı

İslam dininde de İsa Mesih önemli bir yere sahiptir. İslam’a göre İsa büyük ve özel bir peygamberdir ve mucizeler göstermiştir. Kur’an’da Zuhruf 61’de, “Şüphesiz o, kıyamet için bir işarettir. Ondan şüphe etmeyin,” yazıyor. Bazı İslam ve düşünce alimleri bu ayeti, İsa’nın kıyamet öncesi tekrar geleceğine işaret olarak yorumlar. Bu, farklı dinlerin İsa’ya bakış açısındaki farklılıklara rağmen, onun özel bir kişi olduğunu kabul ettiklerini gösterir. Yani İsa Mesih sıradan bir insan değildir ve insanlar onun hayatına ve öğretilerine değer verir.

Hristiyan Bakış Açısı

İsa Mesih Hristiyanlıkta sadece bir kez gelip insanlık için çarmıhta ölmemiştir. Kutsal Kitap’a göre O, ikinci kez dünyaya gelecektir. Bu gelişinde O, adaleti ve krallığını tam anlamıyla kuracak, inananları kurtaracak ve bütün dünyayı göksel bir düzen ile yönetecektir. Matta 24:30’da: “O zaman insanoğlu’nun belirtisi gökte görünecek. Yeryüzündeki bütün halklar dövünecek, İnsanoğlu’nun gökteki bulutlar üzerinde büyük güç ve görkemle geldiğini görecekler” ve Elçilerin İşleri 1:11’de: “Ey Celileliler, neden göğe bakıp duruyorsunuz? Aranızdan göğe alınan bu İsa, göğe gittiğini nasıl gördünüzse, aynı şekilde geri gelecektir” ayetlerinde bunu açıkça görüyoruz.

Yani Hristiyan inancına göre İsa Mesih’in dirilişi sadece geçmişteki bir olay değil, gelecek için bir umut ve bekleyiştir. O, gökte oturduğu gibi tekrar güç ve görkemle yeryüzüne gelecektir. Ama burada önemli bir fark vardır: Eğer İsa sadece bir peygamber ise neden insanlar onu örnek alır ve öğretilerini takip ederler? Ama eğer O dirilmiş Mesih’se O bizim kurtarıcımız olur. İşte fark bu, insanların hayatını değiştiren bir farktır. Çünkü dirilmiş olan Mesih olarak O, bizim günahlarımız için ölmüş, bizi Rab’bin yoluna çağırmış ve tekrar yaşamıştır. Bu yüzden O’na iman etmek, hayatımızda yeni bir değişim getirir.

Neden “peygamber” ile “dirilmiş Mesih” ayrımını yapmalıyız?

İsa Mesih’in Her İki İnançtaki Yeri

Aslında bu konuyu düşünürken sadece farklılıklara odaklanmamak gerektiğini fark ettim. Çünkü hem İslam hem de Hristiyanlık, İsa Mesih’in ne kadar özel ve mucizevi bir kişilik olduğu konusunda birleşiyor. İslam’da İsa, sadece bir insan değil, Allah’ın bir “ruhu” ve “kelimesi” olarak geçer. Yani O, daha doğmadan önce müjdelenmiş, annesi Meryem’e verilmiştir. Kur’an’daki Al-i İmran ve Meryem surelerini okuduğumuzda, O’nun beşikteyken konuştuğunu, çamurdan kuşlar yapıp onlara can verdiğini ve hastaları iyileştirdiğini görürüz. Bu mucizeler, O’nun sıradan bir kişilik olmadığını kanıtlar. Bir peygamber bize doğru yolu gösteren bir pusula gibidir, bize nereye gitmemiz gerektiğini, nasıl iyi insanlar olacağımızı söyler. Ama bazen insan sadece yolu bilmeye değil, o yolda yürüyemeyecek kadar yorgun olduğunda kucaklanmaya ve desteklenmeye ihtiyaç duyar.

Ayrımın Önemi

İsa Mesih'in peygamber mi yoksa Tanrı mı olduğunun ayrımının önemi sadece inanmakla değil, aynı zamanda yaşamla ilgilidir. İnsan neye inanırsa hayatını ona göre yaşar ve şekillendirir. İsa Mesih’i sadece peygamber olarak görmek ile dirilmiş Mesih olarak görmek arasında çok büyük bir fark vardır. Bu fark, bu ayrımın asıl hayati önemi olan, sadece bu dünya ile değil “sonraki yaşam” ile olan bağıdır.

İsa Mesih’i sadece bir peygamber olarak görmek, O’nun güzel sözler söyleyip aramızdan ayrıldığını kabul etmektir. Ama İsa’nın “dirilmiş Mesih” olarak görmek, O’nun ölümü yenerek bize sonsuz yaşamın kapısını açan gerçek bir kurtarıcı olduğuna inanmaktır. Sonuç olarak O sadece bir peygamberse, bize sadece doğruyu söyler. Ama eğer dirilmiş Mesih ise bize doğruyu yapma gücü ve sonsuz yaşam verir.

Sonuç

Ben kendi hayatımda İsa’nın dirilmiş Mesih olduğuna inanıyorum. Çünkü hem Kutsal Kitap bunu söylüyor hem de kendi hayatımda bunu hissettim. O benim için yaşayan ve kutsal bir varlıktır, beni yönlendiren ve hayatımı anlamlandıran İsa’dır. Sonuç olarak herkes kendi kararını verir. Kimisi İsa’yı peygamber olarak görür, kimisi de dirilmiş Mesih olarak kabul eder. Ama bu soruyu düşünmek gerçekten önemlidir. Çünkü bu sadece İsa’nın kim olduğu sorusu değil, aynı zamanda bizim neye inandığımız sorusudur. Çünkü inanç hayatımızı şekillendirir ve bizi değiştirir. Bundan dolayı bu ayrımı anlamak, hayatımıza ışık tutmak için ve doğru umut yolunu bulmak için önemlidir.

Peki ya sizce, inanç sadece bir bilgi midir, yoksa karanlık ve günah içerisinde size uzatılan o el midir? Sizin hayatınızda bu elin yeri neresi?



Bu makale, Tunceli’den 15 yaşındaki İlyas Çakar tarafından yazılmış ve Timoteos Hizmetleri tarafından düzenlenen “2. Diriliş Bayramı Makale Yazma Yarışması”nda birincilik ödülünü kazandığı için burada yayınlanmıştır.

Yorumlar