“Cehennem Kapıları” - Sıkça Yanlış Anlaşılan Matta 16:18

Kutsal Kitap ayetlerini anlamak bazen zor olabilir, özellikle dikkatli okumadığımızda veya modern bakış açılarımızla yaklaştığımızda. Bu makalede, Matta 16:18’de geçen ve sıklıkla yanlış anlaşılan “cehennemin kapıları” ifadesini mercek altına alacak, bu sözün kilisenin dayanıklılığına dair çok daha derin ve umut verici gerçek anlamını inceleyeceğiz.

Kutsal Kitap’ı Yanlış Anlamak Kolaydır

Kutsal Kitap’ı dikkatle okumadığımızda ayetleri bağlamından koparmak veya kendi ön yargılarımızla yorumlamak yaygın bir hatadır. Bazen bu yanlış anlamalar o kadar yaygınlaşır ki, doğru yorum arka planda kalır ve bazen tamamen ters anlamlara yol açar

Bunun en bilinen örneklerinden biri, Filipililer 4:13’teki "Beni güçlendirenin aracılığıyla her şeyi yapabilirim" ayetidir. Birçok kişi bu ayeti kişisel hırsları, iş dünyasındaki başarıları veya spor müsabakalarındaki zaferleri için bir “süper güç” vaadi gibi görür. Oysa Pavlus bu cümleyi, hapisteyken, açlık ve yokluk içindeyken Tanrı’nın ona verdiği “her durumda yetinme” gücünden bahsederken kurmuştur. Ayetin asıl anlamı dünyevi bir başarı değil, zorluklar karşısında ruhsal bir dayanıklılıktır.

Doğru yoruma ulaşmak çoğu zaman zor değildir; fakat metni dikkatle okumak, bağlamı görmek ve Kutsal Kitap’ın kendi kavram dünyası içinde düşünmek gerekir. Bunu yapmazsak bazı ayetler kültürel veya teolojik gözlüklerimiz yüzünden çarpıtılır. İsa Mesih’in kilisesi hakkında söylediği Matta 16:18 de bunlardan biri.

Matta 16:18 ve “Cehennemin Kapıları”

Matta 16:18, İsa’nın Sezariye Filipus bölgesinde öğrencilerine sorduğu “Sizce Ben kimim?” sorusuna Petrus’un verdiği “Sen, yaşayan Tanrı’nın Oğlu Mesih’sin” yanıtının hemen ardından gelir. İsa bu ikrar üzerine şöyle der: “Sana şunu söyleyeyim, sen Petrus’sun ve ben kilisemi bu kayanın üzerine kuracağım. Ölüler diyarının kapıları ona karşı direnemeyecek.”

Birçok Hristiyan bu ayetin son ifadesini şu şekilde anlar: “Cehennemin kapıları kiliseye karşı üstün gelemeyecek.” Yani Şeytan ve cinler kiliseye saldırsa bile onu yenemeyecek. Bu anlayışa göre kilise, şeytani güçlerin saldırılarına karşı savunmada olan bir topluluktur ve Tanrı’nın yardımıyla ayakta kalır.

Bu yorum kulağa doğru ve teşvik edici gelir. Üstelik Kutsal Kitap’ın başka yerlerinde imanlıların ruhsal savaşta durmaları gerektiği açıkça öğretilir (örneğin Efesliler 6:11-12; Yakup 4:7; 1. Yuhanna 4:4). Fakat bu yorum motive edici görünse de ayetin asıl vurgusunu kaçırır.

Cehennem mi Ölüler Diyarı mı?

Bu yaygın yanlış anlamayı düzeltmek için öncelikle kelimenin aslına ve çeviri geçmişine bakmalıyız. Grekçe orijinal metinde kullanılan kelime, γέεννα (geenna = “cehennem”) değil, ᾅδης’tir (Hades = “ölüler diyarı”). Yeni Antlaşma’daki Hades sözcüğü Eski Yunan mitolojisinden türemiş olsa da, aslında İbranice Şeol kavramının tam karşılığıdır.

Eski Antlaşma’da Şeol, iyi-kötü ayrımı yapmadan bütün ölülerin gittiği yerdir. Orada nihai yargıyı bekliyorlar, ama yargı yeri değildir. Geenna yani cehennem ise, Tanrı’nın bu nihai yargısından sonra Tanrı’nın tanrısızları cezalandırmak için atacağı yeri ifade eder. Demek ki cehennem ve ölüler diyarı aynı şey değildir. Dolayısıyla, bir ayette bu iki kavramı karıştırmanın o metnin anlamını değiştirdiğini görüyoruz.

Neyse ki modern Türkçe çevirilerin hepsi bu ayrımı doğru yaparak Matta 16:18’de “cehennem” değil, “ölüler diyarı” ifadesini kullanır. O zaman neden bazıları “cehennem” kelimesini kullanır?

Bu kafa karışıklığının kökeni, hem Matta 16:18’in KJV (King James Version) çevirisinde hem de Havarilerin İnanç Bildirgesi’nin İngilizce tercümesinde “Hades” için kullanılan Eski İngilizce “hell” kelimesine kadar sürülebilir. Bu kelime, harfiyen “gizli yer” veya “saklı diyar” anlamına gelen Cermen kökenli “hel” sözcüğünden türetilmiştir. Germanik mitolojisinde bu terim, özellikle ölülerin gittiği yeraltı dünyasını ifade ediyordu.

Ancak daha sonraki kullanımlarda İngilizce “hell” terimi, özellikle Kutsal Kitap’ta geçen nihai yargı yeri ile özdeşleştirildi. Anlamdaki bu değişim, söz konusu iki kavramın birbiriyle karıştırılmasına yol açtı ve o günden bu yana sayısız vaaz, özellikle İngilizceden çevrilmiş kitap ve hatta ilahiler bu yanlış çeviriyi temel alarak konuyu sanki Şeytan’ın saldırıları hakkındaymış gibi işlemeye devam etmiştir.

Yanlış Cehennem Kavramı

Ancak bu, başka bir yaygın yanlış anlamayı ortaya çıkarır, bu durumda cehennemle ilgili. Çünkü ayette “cehennemin kapıları” yazsaydı bile, birçok insanın düşündüğü anlamı taşımazdı.

Kutsal Kitap’a göre ve birçok Hristiyan’ın yaygın kanaatinin aksine, cehennem Şeytan’ın hüküm sürdüğü ve cinlerin serbestçe işkence ettiği bir diyar değildir. Orası düşmanın egemenlik alanı değildir; Şeytan da oranın kralı değildir. Cehennem, Tanrı’nın bütün kötülükler üzerinde (Şeytan dahil) son ve ebedi yargısını icra ettiği yerdir. Düşman için cehennem bir oyun alanı değil, sonsuza dek cezalandırılacağı ebedi bir hapishanedir (Matta 25:41; Vahiy 20:10).

Peki, o halde cehennemin Şeytan tarafından yönetilen, cinlerin ordular kurup baskınlar düzenlediği bir yer olduğu fikri nereden geliyor? Bu algı Kutsal Kitap’tan ziyade, büyük oranda Dante’nin İlahi Komedya’sı ve Milton’un Kaybolan Cennet’i gibi edebi eserlere ve halk efsanelerine dayanıyor. Orta Çağ’dan bu yana gelişen bu popüler kültür imgesi, cehennemi Şeytan’ın tahtının olduğu bir krallık gibi resmettiği için, ayetteki “kapılar” kelimesini de otomatik olarak bir saldırı noktası olarak yorumluyoruz.

Ayetin Gerçek ve Daha Harika Anlamı

Bir Yahudi için Şeol, her canlıyı yutan, doymak bilmeyen bir gerçeklik olarak tasvir edilir. Ezgiler Ezgisi 8:6’da dendiği gibi: “Sevgi ölüm kadar güçlü, tutku ölüler diyarı (Şeol) kadar katıdır.” Şeol’un açlığı sınırsızdır, herkesi alır.

İsa “ölüler diyarının kapıları” derken, ölümün gücünden bahseder. Kapılar, antik şehirlerde güç ve giriş-çıkışı simgeler. Şeol’un “kapıları” olduğu düşüncesi, antik dünyada ölümün kaçınılmazlığını ve bir kez içeri giren için geri dönüşün imkansızlığını simgeler. Yani “Hades’in kapıları”, Şeytan’ın saldırı birimleri değil, ölümün hapishanesidir.

İsa Mesih’in burada vermek istediği mesaj aslında çok daha büyüktür. Matta 16:18’de vurgulanan şey, kilisenin ölüm ve yok oluş karşısındaki zaferidir. İsa demek istiyor ki: “Ölüm herkesi yutar, her krallığı sona erdirir, her hareketi durdurur, ancak Benim kurduğum Kilise’yi asla yok edemeyecek.”

Kilisenin Yenilmezliği

Ayetin anlamı şudur: Mesih’in Kilisesi ölümsüzdür. Tarih boyunca imparatorluklar yıkılır, ideolojiler çöker, kültürler değişir. Ama Mesih’in Kilisesi ortadan kalkmayacak. Aksine, her baskıdan daha güçlü çıkar.

Tarih bunu doğrular. Kilise baskı altında ezilmek yerine büyür. Örneğin, İstefanos’un şehit edilmesi (Elçilerin İşleri 7-8) kiliseyi dağıtır gibi görünse de, imanlılar her yere dağılır ve müjdeyi yayar (Elçilerin İşleri 8:1-4). Bu olayın sonucu, zayıf düşmüş ya da yenilgiye uğramış bir Kilise değildi, aksine güçlenmiş ve büyüyen bir Kilise olmuştur. Böylece aslında Hristiyanlığın yayılması hızlandı.

Roma İmparatorluğu’nda Hristiyanlara yönelik zulmün şiddetine ve sonuçlarına tanıklık etmiş olan 3. yüzyıl kilise babası Tertullianus, bizlere şu tanıklığı aktarır:

Haydi devam edin, ey ‘iyi’ yöneticiler! Eğer halkın gözünde daha da yücelmek istiyorsanız, onlara Hristiyanları kurban edin. İşkence edin, eziyet edin, bizi mahkûm edin ve ezin! Zira sizin adaletsizliğiniz, bizim masumiyetimizin kanıtıdır. ... Ancak sizin o ince düşünülmüş zalimliğiniz hiçbir işe yaramıyor; aksine, bu öğretiyi daha da cazip kılıyor. Sizin tarafınızdan her boğazlandığımızda daha da çoğalıyoruz: Hristiyanların kanı, tohumdur.
Tertullianus: Apologeticum, 50

Kilise ne kadar şehit edilirse o kadar çoğalır. İnsanlar ve kötü güçler kiliseyi yok etmeye çalıştıkça, o daha da büyür. Saldırıya uğradıkça daha da güçlenen bir şeyi yenemezsin.

Bu büyüme, üyelerin gücüyle değil, Kilisenin Başı ve Sahibi olan İsa Mesih’in gücüyledir. Ölümü yenmiş Olan, Kilisesini korur, ayakta tutar ve çağlar boyunca yaşatır.

Ölüm kapıları ne kadar güçlü vurursa vursun, Mesih'in Kilisesi asla yok olmaz. Tam tersine, baskılar altında daha da güçlenir ve yayılır. Bu, sonsuz umudumuzdur: Kilise Mesih’in ellerindedir ve O’nun zaferi kesindir.


Yorumlar