Polikarp’ın Şehitliği (Tam Metin)

Bu, Erken Dönem Hristiyan eserlerinden biri olan Polikarp’ın Şehitliği’nin Türkçe çevirisidir.
Giriş
Metnin Genel Görünümü
Polükarp’ın Şehitliği, kısmen aynı şehirdeki Simirna (bugünkü İzmir) Polükarp piskoposunun şehitliğine dair erken dönem bir görgü tanığı anlatımıdır. Yeni Ahit dışında şehitliğe dair en eski gerçek anlatımdır. Simirna’nın yaşlı piskoposu Polükarp’ın 86 yaşında İsa için ölmesi gerektiğine dair bir görüm almasını anlatır. Hikâye, şehitlik deneyimini ve onu çevreleyen doğaüstü olayları canlı ayrıntılarla yeniden anlatır. Kayserili Eusebius tarafından kaydedilen şehitliğinin kısaltılmış bir anlatımı da vardır. Küçük Asya bölgesine dağıtılması amacıyla mektup tarzında yazılmıştır. Eusebius’un anlatımına ek olarak, günümüze ulaşan el yazmaları çoğunlukla Grekçedir ve bir tane Latince yazının yanı sıra, Moskova Kodeksi adlı bir el yazmasında anlatımın genişletilmiş bir sonu bulunur. Genişletilmiş son bu metne çevrilmiştir.
Yazar
Yazar veya yazarlar bilinmemektedir. Ancak, yazarın Polükarp’ın bir takipçisi olduğu ve Filomelyum’dakiBugünkü Akşehir. kiliseye yazıldığı düşünülmektedir. Eserin genişletilmiş sonu, Gayus adlı birinin, Simirna’da Polükarp’ın müridi olan Lyonlu İreneus’tan bir kopya aldığını açıklar. Bu Gayus, İreneus’un elindeki el yazmasını kopyalamış ve bu kopya da Korint’te İsokrates (veya Sokrates) adlı biri tarafından kopyalanmıştır. Elimizdeki el yazmasının kopyacısı olan Pionius adlı bir adam, Polükarp’tan el yazması hakkında bir vahiy aldıktan sonra, İsokrates’in eskiliğinden dolayı kötü durumdaki kopyasını bulmuş ve şu anda elimizde bulunan kopyaya aktarmıştır. Bu son kopyanın tarihi belirsizdir.
Tarih
Polükarp’ın şehitlik tarihi biraz tartışmalıdır. Eusebius, ölümünün MS 166-167 yılları arasında olduğunu kaydeder, ancak bu sonuç şüphelidir. İç kanıtlar, şehitliğinin oldukça kesin bir tarihini verir (bkz. 21:1). İlk kanıt, 23 Şubat Cumartesi günü şehit edildiğidir. Kodratus’un prokonsül olduğuna dair not, tarihi belirlememize yardımcı olur. Prokonsüllüğü MS 153 veya 154’te başlamıştır. Son olarak, “Büyük Şabat” referansı, ölüm tarihini belirlememize yardımcı olur. 23 Şubat’ın MS 155’in bir Cumartesi gününe denk geldiğini biliyoruz; bu, gerçekten de ölüm tarihi olabilir, ancak yine de sorular devam etmektedir. Bu eserin tarihi muhtemelen şehitliğinden kısa bir süre sonra yazılmıştır ve mektubun ikinci yüzyılın ikinci yarısına ait olduğu anlamına gelir.
Polikarp’ın Şehitliği (Tam Metin)
Metnin Girişi
Tanrı’nın Simirna’da ikamet eden kilisesinden, Filomelyum’daBugünkü Akşehir. ikamet eden Tanrı’nın kilisesine ve kutsal ve evrensel Kilise’nin her yerdeki tüm cemaatlerine: Baba Tanrı’nın ve Rab İsa Mesih’in merhameti, esenliği ve sevgisi çoğalsın.
1. Bölüm
1. Kardeşler, size şehit edilenler ve kendi şehitliğiyleGrekçedeki μαρτύριον (martýrion, “tanıklık”) ismi ile μαρτυρέω (martyréō, “tanıklık etmek”) fiili aynı kökten türemiştir. Bu sözcükler, bağlama göre “tanıklık/tanıklık etmek” veya “şehitlik/şehit olmak” anlamında kullanılabilir. Bu eser boyunca bağlama uygun karşılık tercih edilmiş; anlatının genel teması doğrultusunda çoğunlukla “şehitlik” anlamı benimsenmiştir. zulme bir mühür vururcasına son veren kutsanmış Polükarp hakkında yazdık. Çünkü daha önce olanların neredeyse hepsi, Rab’bin bize yeniden Müjde’ye uygun bir şehitlik örneği göstermesi içindi.
2. Çünkü [Polükarp], Rab gibi, kendisi teslim edilsin diye kalıyordu ki biz de yalnızca kendimize değil, komşularımıza da bakarak onu örnek alanlar olabilelim. Çünkü yalnızca kendi kurtuluşunu değil, tüm kardeşlerin [kurtuluşunu] da arzulamak gerçek ve sadık sevgidendir.
2. Bölüm
1. Öyleyse, Tanrı’nın isteği doğrultusunda gerçekleşen tüm asil şehitliklere ne mutlu! Çünkü daha dindar olan bizler, var olan her şeyin yetkisini Tanrı’ya vermemiz gerekir.
2. Kim onların asaletine, dayanıklılığına ve Efendi’ye olan sevgisine hayran kalmaz ki? [Öylesine] kırbaçlarla dövülmüşlerdi ki bedenlerinin yapısı, iç damarlarına ve atardamarlarına kadar görünür hâle geldi. Öyle katlandılar ki yanında duranlar merhamet edip acıdılar; ama aynı zamanda öyle bir asalet noktasına ulaştılar ki, hiçbiri ne şikâyet etti ne de inledi. [Böylece] hepimize örnek oldular;[çünkü] o saatte işkence gören Mesih’in o en asil şehitleri [sanki] bedenden uzaktaydılar, daha doğrusu Rab yanlarında durup onlarla konuşuyordu.
3. Mesih’in lütfuna kulak vererek dünyevi işkenceleri hor gördüler ve bir saatlik işkenceyle sonsuz yaşamı satın aldılar. İnsanlık dışı işkencecilerinin ateşi onlara soğuk geldi. Çünkü onların gözleri önünde sonsuz ve sönmeyen ateşten kurtuluyorlardı ve yüreklerinin gözleri yukarıya, katlananlar için saklanan iyi şeylere bakıyorlardı: ne kulağın işittiği ne gözün gördüğü ne de insanın yüreğine giren şeylere.1. Korintiler 2:9. Fakat bu şeyler, artık insan değil de melek olmuş olanlaraİlk Kilise’nin bazı çevrelerinde, ölümden sonra insanların melek hâline geldikleri yönünde bir anlayış bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu görüşün, İsa'nın Markos 12:25'te dirilişten sonraki yaşam hakkında söylediği sözlerin hatalı yorumlanmasından kaynaklanmış olması muhtemeldir. Rab tarafından gösteriliyordu.
4. Aynı şekilde, vahşi hayvanlara mahkûm edilenler de korkunç cezalara katlandılar; keskin kabukların üzerine yatırıldılar ve başka türlü çeşitli işkencelerle cezalandırıldılar. Öyle ki Zalim, sürekli cezalar yoluyla mümkün olursa onları inkâraBurada kastedilen, Rab İsa’yı inkâr etmektir. yöneltsin. Çünkü Şeytan onlara karşı birçok şey tasarlıyordu.
3. Bölüm
1. Ama Tanrı’ya şükürler olsun ki [Şeytan] hiçbirine karşı üstün gelemedi. Çünkü en asil Germanikos, içindeki dayanıklılığıyla onların çekingenliğini cesaretlendirdi. Vahşi hayvanlarla harika bir şekilde savaştı. Zira vali de onu ikna etmek isteyerek gençliğine acımasını söyledi. Ama [Germanikos], vahşi hayvanı yakalayıp onların doğru olmayan ve yasasız hayatlarından daha da çabuk kurtulmak isteyerek kendine doğru sürüklüyordu.
2. İşte sonuç olarak, Tanrı’nın sevgilisi ve Tanrı korkusuna sahip Hristiyan soyunun asaletine hayran kalan tüm kalabalık, “Ateistler“Ateist” sözcüğü, İlk Kilise döneminde Romalı paganlar tarafından Hristiyanlar için yaygın biçimde kullanılan bir nitelemeydi. Buradaki kullanım, modern anlamda hiçbir tanrıya inanmamayı değil, Roma devletinin tanıdığı ve desteklediği tanrılara tapınmayı reddetmeyi ifade eder. defolup gitsin! Polükarp aransın!” diye haykırdı.
4. Bölüm
1. Fakat Frigya’dan yeni gelen Koyntos adında bir Frigyalı, vahşi hayvanları görünce korkuya kapıldı. Kendini ve başkalarını gönüllü olarak öne çıkmaya zorlayan da aynı kişiydi. Vali ise, çok yalvardıktan sonra, onu yemin edip kurban sunmaya ikna etmişti. İşte bu yüzden kardeşler, kendilerini teslim edenleri övmüyoruz; çünkü Müjde bize bunu böyle öğretmez.
5. Bölüm
1. Ancak en harikulade Polükarp bunu ilk duyduğunda hiç kaygılanmadı ama kentte kalmak istiyordu. Fakat çoğu kişi onu sessizce dışarı çıkmaya ikna ediyordu. Şehirden çok uzak olmayan bir çiftliğe gidip birkaç kişiyle kalmaya başladı. Gece gündüz herkes ve dünyadaki kiliseler için dua etmekten başka bir şey yapmıyordu. Bu onun için âdetti.
2. Yakalanmadan üç gün önce dua ederken bir görüm gördü ve yastığının alevler içinde yandığını gördü. Dönüp yanındakilere, “Diri diri yakılmam gerek” dedi.
6. Bölüm
1. Onu arayanlar ısrar edince başka bir çiftliğe geçti. [Ancak] onu arayanlar hemen [oraya] geldiler. [Onu] bulamayınca iki genç hizmetkârı yakaladılar; onlardan biri işkence altında itirafta bulundu.
2. Kendisini ele verenler ev halkından olduğu için saklanması imkânsızdı. Aynı adı taşıyan Hirodes denen polis şefi, [Polükarp’ı] arenaya çıkarmak için acele ediyordu ki o da Mesih’e ortak olarak kendi payını yerine getirsin. Onu ele verenler ise Yahuda’nın çektiği cezanın aynısını çekmişlerdi.
7. Bölüm
1. Hazırlık Günü’nde, akşam yemeği saati civarında, atlı polisler ve süvariler hizmetçi çocuğu yanlarına alıp, sanki bir hırsıza saldıracaklarmış gibi, alışılmış silahlarıyla yola çıktılar. Günün geç saatlerinde hep birlikte varınca, onu üst odada yatarken buldular. Oradan başka bir yere gidebilirdi, fakat [bunu] arzu etmiyor ve “Tanrı’nın isteği olsun” diyordu.
2. Geldiklerini duyunca aşağı inip onlarla sohbet etti. Orada bulunanlar onun yaşına ve soğukkanlılığına hayran kaldılar ve böylesine yaşlı bir adamı tutuklamak için [neden] böyle bir gayretin olup olmaması [gerektiğini] merak ettiler. Hemen, o saatte istedikleri kadar yiyip içmeleri için onlara bir [masa] hazırlanmasını emretti. [Daha sonra] onlardan, rahatsız edilmeden dua etmesi için kendisine bir saat vermelerini istedi.
3. Onların izniyle ayağa kalkıp dua etti. Tanrı’nın lütfuyla dolu olarak iki saat boyunca susamadı. Dinleyenler hayrete düştüler ve birçoğu, Tanrı’ya yaraşır böyle bir ihtiyara karşı geldikleri için tövbe ettiler.
8. Bölüm
1. Sonunda, herhangi bir zamanda karşılaşmış olduğu herkesi —küçük büyük, saygın ve saygın olmayan ve dünyadaki evrensel Kilise’nin tümünü— hatırlayarak duasını bitirip ayrılma saati gelince onu bir eşeğe bindirip şehre getirdiler; o [gün] de büyük bir Şabat günüydü.
2. Polis şefi Hirodes ve babası Niketes onu karşıladı. Onu arabalarına bindirip yanlarına oturttular ve “Sezar Rab’dir demenin ve kurtulmak için buhur sunmanın ne zararı var?” diyerek onu ikna etmeye çalıştılar. Ama ilk başta onlara cevap vermedi. Fakat ısrar edince onlara, “Ben sizin bana öğütlediğiniz şeyi yapmayacağım” demeye başladı.
3. Onu ikna edemeyince tehditkâr sözler söylemeye başladılar ve hemen onu [arabadan] indirdiler; öyle ki arabadan düşerek kaval kemiğini sıyırdı. Hiç arkasına bakmadan, sanki hiçbir şey çekmemiş gibi, gönüllü ve gayretli [bir şekilde] arenaya doğru ilerliyordu. Arenada öyle büyük bir gürültü vardı ki hiçbir şey duyulamıyordu.
9. Bölüm
1. Şimdi, Polükarp arenaya girerken gökten bir ses geldi: “Güçlü ve yürekli olGrekçesi: Ἀνδρίζου (andrízou). ἀνδρίζομαι fiilinin emir kipidir. Kelime anlamı “erkek gibi davran” veya “yiğit ol”dur. Ancak Grekçede bu ifade biyolojik cinsiyete değil, cesaret ve metanete işaret eden kalıplaşmış bir teşviktir. Bu nedenle bağlama göre “güçlü ol”, “cesur ol” veya “yiğit ol” anlamında kullanılır., Polükarp!” Ve konuşanı kimse görmedi; fakat oradaki bizimkiler sesi duydular. Sonra [Polükarp içeri] getirildi ve Polükarp’ın tutuklandığı duyulunca büyük bir gürültü koptu.
2. Onu getirdiklerinde vali, onun gerçekten Polükarp olup olmadığını sordu. Polükarp [olduğunu] ikrar etti ve onu [Rab’bi] inkâr etmesi için ikna etmeye çalışıyordu: “Yaşına saygı göster” ve benzeri sözlerle; onların âdeti olduğu gibi. “Sezar’ın tanrısallığı üzerine yemin et; tövbe et ve de ki: ‘Ateistler defolup gitsin!’” Fakat Polükarp, ağırbaşlı bir yüzle arenadaki yasasız ulusların kalabalığına bakıp onlara elini salladı. İnleyip göğe bakarak, “Ateistler defolup gitsin!” dedi.
3. Fakat vali onu sıkıştırıp, “Yemin et, seni serbest bırakacağım; Mesih’e söv!” dediğinde Polükarp, “Seksen ve altı yıldır O’na hizmet ediyorum ve bana hiçbir kötülük yapmadı. Beni kurtaran Kralıma nasıl küfredebilirim?” dedi.
10. Bölüm
1. Fakat [valinin] ısrar edip tekrar “Sezar’ın tanrısallığı üzerine yemin et!” demesi üzerine [Polükarp], “Eğer söylediğin gibi, Sezar’ın tanrısallığı üzerine yemin edeceğimi boş yere sanıyorsan ve kim olduğumu bilmiyormuş gibi davranıyorsan, açıkça dinle: Ben bir Hristiyanım. Eğer Hristiyanlığın öğretisini öğrenmek istiyorsan [bana] bir gün ver ve dinle” diye karşılık verdi.
2. Vali, “Halkı ikna et!” demeye başladı. Fakat Polükarp şöyle karşılık verdi: “En azından seni tartışmaya değer bulurdum. Çünkü [biz], bize zarar vermediği [sürece], Tanrı tarafından atanmış önderlere ve yetkililere [gereken] saygıyı göstermeye öğretildik. Ama ben onları savunmaya layık görmüyorum.”
11. Bölüm
1. Bunun üzerine vali, “Vahşi hayvanlarım var. Tövbe etmezsen seni onlara atarım” dedi. [Polükarp ise], “Çağır [onları]. Çünkü daha iyi şeylerden daha kötüsüne doğru tövbe bizim için düşünülemez.Grekçesi ἀμετάθετος (ametáthetos)’tur; sözcük, “değiştirilemez, değişmesi mümkün olmayan” anlamına gelir. İfade kelimesi kelimesine, “Böyle bir tövbe bizim için değiştirilemezdir” şeklindedir. Ancak burada daha iyi olandan daha kötü olana dönmenin düşünülemez, söz konusu olmayan veya mümkün olmayan bir şey olduğu ifade edilmektedir. Fakat kötüGrekçesi τῶν χαλεπῶν (tōn chalepōn)’dur; χαλεπός sözcüğü “zor, sert, şiddetli, acımasız, vahşi” anlamlarına gelir. Burada genel olarak sıkıntı, eziyet ve ağır zorlukları ifade etmektedir. şeylerden doğru şeylere dönmek iyidir” dedi.
2. Ama vali ona yine, “Eğer vahşi hayvanları hor görürsen ve tövbe etmezsen seni ateşle yakıp yok ederim!” dedi. Polükarp ise, “Bir saat kadar yanan ve çabucak sönen ateşle tehdit ediyorsun. Ama gelecek yargıyı ve tanrısızlara ayırtılmış ebedî azabın ateşini bilmiyorsun” dedi. “Ama neden gecikiyorsun? Gel, istediğini yap” [diye ekledi].
12. Bölüm
1. Bunları ve daha birçok sözü söyledikten sonra, cesaret ve sevinçle doldu; yüzü de lütufla doluydu. Öyle ki [yüzü] kendisine söylenenlerden dolayı sarsılıp düşmedi. Tam tersine, vali hayrete düştü ve kendi habercisini arenanın ortasına gönderip üç kez, “Polükarp Hristiyan olduğunu ikrar etti!” diye duyurdu.
2. Bu haberci tarafından duyurulunca, Simirna’da yaşayan tüm uluslar ve Yahudiler kontrol edilemeyen bir öfkeye kapılarak yüksek sesle, “Bu, Asya’nın öğretmeni, Hristiyanların babası, tanrılarımızı yıkan, birçoklarına kurban kesmemeyi ve tapınmamayı öğretendir!” diye bağırmaya başladılar. Bunları söyleyerek haykırıyorlardı ve Asya İli’nin yöneticisi olan Filipus’tan Polükarp’ın üzerine bir aslan salmasını istediler. Fakat [Filipus], oyunlarıGrekçesi τὰ κυνηγέσια (ta kynēgésia)’dır; kelime anlamıyla “avlar” veya “av gösterileri” demektir. Roma dünyasında özellikle vahşi hayvan avlarının ve hayvanlarla yapılan gösterilerin düzenlendiği kamu eğlencelerini ifade eder. kapattığı için bunun kendisine yasak olduğunu söyledi.
3. Bunun üzerine hep birlikte Polükarp’ın diri diri yakılsın diye haykırmayı düşündüler. İşte [Polükarp’ın] dua ederken kendisine vahyedilen görümdeki yanan yastıkla ilgili görümün gerçekleşmesi gerekiyordu. [O zaman] yanındaki sadıklara dönerek peygamberlik edercesine, “Diri diri yakılmam gerek” demişti.
13. Bölüm
1. Bunlar öylesine büyük bir hızla, anlatılamayacak kadar çabuk gerçekleşti ki kalabalıklar hemen atölyelerden ve hamamlardan odun ve çalı çırpı topluyorlardı. Üstelik Yahudiler de âdetleri olduğu üzere, gönüllü olarak buna yardım ediyorlardı.
2. Ve odun yığını hazırlandığında, kendi giysilerini çıkarıp kemerini çözdükten sonra [sandaletlerini de] kendisi çıkarmaya çalışıyordu. Bunu daha önce yapmazdı; çünkü imanlıların her biri, her zaman gayretliydi; her biri bedenine dokunmak için çaba gösteriyordu.Bu ifade, Polükarp'ın öğrencilerinin, saygı ve sevgi göstergesi olarak, onun sandaletlerini çıkarmak için birbirleriyle yarışmalarına gönderme yapmaktadır. Çünkü iyi yaşam tarzıπολιτεία (politeía) kelimesi tam anlamıyla “vatandaşlık” veya “yurttaşlık düzeni” anlamına gelir. Ancak burada Hristiyan yaşam biçimini ve topluluk içindeki davranış düzenini ifade eden özel bir anlamda kullanılmıştır. Filipililer 1:27’de aynı kökten gelen fiil biçimi de “Müjde’ye yaraşır biçimde yaşamak” anlamında kullanılır. sayesinde, şehitliğinden önce bile tüm iyilikle süslenmişti.
3. Hemen ardından, ateş için hazırlanmış aletler etrafına yerleştirildi. Onu çivilemek üzereyken, “Beni böyle bırakın! Ateşe dayanmamı sağlayan, çivilerinizin güvenliği olmadan odun yığınının üzerinde hareketsiz kalmamı da sağlayacaktır” dedi.
14. Bölüm
1. Böylece onu çivilemediler, fakat [onu] bağladılar. Sonra ellerini arkasına koyup büyük bir sürüden [alınmış], Tanrı’yı hoşnut edecek bir sunuya —yakmalık sunuya [bile]— hazırlanmış muazzam bir koç gibi bağlandıktan sonra göğe bakıp şöyle dedi: “Ey Her Şeye Gücü Yeten Rab Tanrı, sevgili ve kutsanmış KulunGrekçesi παιδός σου (paidós sou)’dur; παῖς sözcüğü “çocuk, oğul, hizmetkâr, kul” anlamlarına gelebilir. Erken Hristiyan metinlerinde ve Septuaginta geleneğinde, Tanrı'nın seçilmiş hizmetkârlarını ifade etmek için de kullanılır. Bu nedenle burada “Kulun” şeklinde çevrilmiştir. İsa Mesih’in Babası; O’nun aracılığıyla Seni tanıma [bilgisini] aldığımız, ey meleklerin, güçlerin, tüm yaratılışın ve Senin önünde yaşayan doğruların her soyunun Tanrısı.
2. Kutsal Ruh’un bozulmazlığında, can ve bedenin sonsuz yaşamının dirilişine, Mesih’in kâsesinde şehitler sayısında bir pay alabileyim diye bana bu günü ve saati verdiğin için Seni kutsuyorum. Ey yalansız ve gerçek Tanrı, önceden hazırlayıp ortaya çıkardığın ve yerine getirdiğin gibi, bugün ben de Senin önündekiler arasında zengin ve kabul edilebilir bir kurban olarak kabul edileyim.
3. Bu nedenle ve her şey için, sevgili Kulun,Burada kullanılan ifade için bkz. 14:1. Aynı sözcük, İsa Mesih için yine παῖς anlam alanında kullanılmıştır. ebedî ve göksel Başkâhin olan İsa Mesih aracılığıyla Seni övüyorum, Seni kutsuyor ve Seni yüceltiyorum. O’nun aracılığıyla, O’nunla ve Kutsal Ruh’la birlikte, hem şimdi hem de gelecek çağlara dek Sana yücelik olsun. Âmin.”
15. Bölüm
1. Âmin dediktenGrekçesi: (Ἀναπέμψαντος δὲ αὐτοῦ τὸ ἀμὴν) “Amin'ini yukarı gönderdikten sonra” ve duasını bitirdikten sonra, ateş adamlarıGrekçesi οἱ τοῦ πυρὸς ἄνθρωποι’dir; kelime anlamıyla “ateş adamları” veya “ateşin adamları” demektir. Burada, infaz sırasında ateşi hazırlamak ve yakmakla görevli kişileri ifade etmektedir. ateşi yaktılar ve büyük bir alev parladı. Görme yetkisi verilen ve olanları diğer [kardeşlere] bildirmek üzere korunan bizler, büyük bir harika gördük:
2. Ateş, rüzgârla dolan bir tekne yelkeni gibi kubbe biçiminde şehidin bedenini bir halka gibi sardı. Ve o, yanan et gibi değil, pişen ekmek veya fırında arıtılan altın ve gümüş gibi ortadaydı. Ve biz, günnük kokusu veya başka değerli baharatların [kokusuna] benzer bir koku aldık.
16. Bölüm
1. Sonunda, yasasızlar bedeninin ateşle yok edilemeyeceğini görünce, bir cellâdın yanına gidip onu bir hançerle bıçaklamasını emrettiler. Cellât da bunu yapınca, bir güvercin ve ateşi söndürecek bol miktarda kan [yaradan] çıktı. Bütün kalabalık, imanlı olmayanlar ile seçilmişler arasında böylesine büyük bir fark olmasına şaşırdı.
2. BunlarınBu ifadeyle “seçilmişler” kastedilmektedir. arasında, zamanımızda bir elçisel ve peygamberlik öğretmeni, Simirna’daki evrensel kilisenin piskoposu olan ve en harikulade şehit Polükarp da vardı. Ağzından çıkan her söz yerine getirildi ve getirilecektir.
17. Bölüm
1. Fakat doğruların soyuna karşı çıkan kıskanç ve haset dolu Kötü Olan, [onun] büyük şehitliğini, en başından beri kusursuz yaşam tarzını, ölümsüzlük tacıyla nasıl taçlandırıldığını ve tartışılmaz ödülü nasıl kazandığını görünce, zavallı bedeninin bile bizim tarafımızdan alınmaması için çabaladı; oysa birçok kişi [onu] alıp kutsal bedeniyle paydaşlık etmek istiyordu.
2. Bu nedenle, Hirodes’in babası ve Alke’nin kardeşi olan Niketes’i, yöneticiden bedenini vermemesini rica etmesi için görevlendirdi. “Yoksa” dedi, “Çarmıha Gerileni terk edip buna tapınmaya başlarlar.” Bunu, onu ateşten çıkarmak üzereyken bizi izleyen Yahudilerin kışkırtmaları ve baskıları yüzünden söylediler. Onlar, günahkârlar uğruna acı çeken, tüm dünyadaki kurtulanların kurtuluşu için Kendini feda eden kusursuz Mesih’i asla terk edemeyeceğimizi ve bizim başka birine tapınmamız mümkün olmayacağını bilmiyorlardı.
3. Çünkü biz, Tanrı’nın Oğlu olan bu Kişi’ye tapınıyoruz. Ancak biz şehitleri, Rab’bin öğrencileri ve örnek alanları olarak seviyoruz. Bu, onların kendi Kralına ve Öğretmenine olan eşsiz sevgileri nedeniyle uygundur. Bizler de onların yoldaşları ve yoldaş öğrencileri olalım.
18. Bölüm
1. Yüzbaşı, Yahudilerin kavga tutkusunu görünce, âdetleri olduğu üzere onu ortaya koydu ve yaktı.
2. Ondan sonra, kıymetli taşlardan ve altından daha değerli olan kemiklerini alıp uygun bir yere koyduk.
3. Orada, gücümüz yettiğince, Rab bize şehitliğinin doğum gününüGrekçesi τὴν τοῦ μαρτυρίου αὐτοῦ ἡμέραν γενέθλιον’dur; kelime anlamıyla “şehitliğinin doğum günü” demektir. Erken Hıristiyanlıkta bu ifade, bir şehidin fiziksel doğumunu değil, şehitlik yoluyla sonsuz yaşama doğduğu günü ifade etmek için kullanılmıştır. kutlamak, hem daha önce mücadele etmiş olanları anmak hem de mücadele edecek olanları eğitmek ve hazırlamak için sevinç ve neşe içinde bir araya gelme gücü verecektir.
19. Bölüm
1. Ve böylece, Filadelfyalılarla birlikte Simirna’da şehit edilen on ikinci kişi olan kutsanmış şehit Polükarp da her yerdeki uluslar tarafından konuşulur ve herkesten daha çok anımsanır. O, yalnızca öne çıkan bir öğretmen değildi, aynı zamanda herkesin örnek almak istediği, Mesih’in müjdesine uygun şehitliğiyle öne çıkan seçkin bir şehitti.
2. Dayanıklılıkla Haksız Hükümdar’ı yenmiş ve böylece ölümsüzlük tacını almış olan, elçiler ve bütün doğrularla birlikte sevinen [bu adam], Her Şeye Gücü Yeten Tanrı ve Baba’yı yüceltiyor; canlarımızın Kurtarıcısı, bedenlerimizin Dümencisi ve tüm dünyada bulunan evrensel Kilise’nin Çobanı olan Rab İsa Mesih’i kutsuyor.
20. Bölüm
1. Sonra, olup bitenlerin size daha ayrıntılı olarak açıklanmasını istemiştiniz. Fakat biz şimdilik [bunları] özet olarak kardeşimiz Markianos aracılığıyla bildirdik. Bunları öğrendikten sonra, uzaktaki kardeşlere de [bu] mektubu gönderin ki onlar da kendi kulları arasından seçim yapan Rab’bi yüceltsinler.
2. Şimdi, lütfu ve cömertliğiyle hepimizi biricik Oğlu İsa Mesih aracılığıyla göksel krallığına Getirebilen’e sonsuza dek yücelik, onur, güç ve büyüklük olsun. Bütün azizlere selam söyleyin. Bizimle olanlar ve [bu mektubu] yazan Euarestos, bütün ev halkıyla birlikte hepinize selam ederler.
21. Bölüm
1. Şimdi, kutsanmış Polükarp, Ksantikos ayının ilk yarısının ikinci gününde, yani Mart ayının [başından] önceki yedinci günündeGrekçesi πρὸ ἑπτὰ καλανδῶν Μαρτίων (prò heptà kalandôn Martíōn)’dur; kelime anlamıyla “Mart Kalendlerinden önceki yedinci gün” demektir. Roma takvimindeki bu tarih ifadesi, günlerin geriye doğru ve başlangıç günü de hesaba katılarak sayılmasına dayanır., büyük bir Şabat günü, saat sekizde şehit edilmiştir. Trallesli Filipus başkâhinken, Statius Kodratus valilik yaparken, Hirodes tarafından tutuklanmıştır; ama İsa Mesih’in sonsuz egemenliği sırasında [şehit olmuştur]. Yücelik, onur, büyüklük ve ebedî bir taht nesilden nesile O’na ait olsun. Âmin.
22. Bölüm
1. Kardeşler, İsa Mesih’in kelamında olan müjdeye göre yürürken güçlü olmanızı dileriz. Kutsal seçilmişlerin kurtuluşu için O’nunla birlikte Tanrı Baba’ya ve Kutsal Ruh’a yücelik olsun; tıpkı kutsanmış Polükarp’ın tanıklık ettiği gibi. İsa Mesih’in egemenliğinde onun ayak izlerinde bulunalım.
2. Gayus bunları, Polükarp’ın öğrencisi olan İreneus’un [yazılarından] yazmıştır; kendisi de İreneus’la birlikte yaşamıştır. Ben Sokrates, Korint’te Gayus’un kopyalarından da yazmıştım. Herkese lütuf olsun...
3. Kutsanmış Polükarp’ın bana gösterdiği ve ileride bildireceğim bir vahiy uyarınca, bunları inceledikten sonra ben Pionius, daha önce söz edilen kopyalardan [bunu] yazmıştım. Onları topladığımda, neredeyse zamanın eskittiği bir hâldeydiler. Öyle ki Rab İsa Mesih beni de seçilmişleriyle birlikte göksel krallığına toplasın. O’na, Baba ve Kutsal Ruh’la birlikte çağlardan çağlara dek yücelik olsun. Âmin.
23. Bölüm - Son Söz
1. Moskova El Yazması’ndan kopyalanan bir başka son söz:
2. Gayus bunları, kutsal Polükarp’ın öğrencisi olan İreneus’un yazılarından, [kendisi de] onunla birlikte yaşamış biri olarak aktarmıştır.
3. Bu İreneus, piskopos Polükarp’ın şehit edildiği dönemde Roma’da bulunuyordu. Birçok kişiye öğretmiştir ve onun en mükemmel ve açık yazıları dolaşımdadır. Bunlarda Polükarp’ı ve ondan nasıl öğrendiğini anımsar; o azizden aldığı gibi, her türlü sapkınlığı ustalıkla çürütmüş ve kilisesel ve evrensel öğretisini aktarmıştır.
4. Ayrıca, Markionluların da adını aldığı Markion’un, Polükarp ile karşılaştığında, “Bizi tanı, ey Polükarp!” dediğini ve [Polükarp’ın] Markion’a, “Tanıyorum! Tanıyorum ki Şeytan’ın ilk doğan oğlusun!” dediğini de belirtir.
5. Şu da İreneus’un yazılarında yer almaktadır: Polükarp’ın Simirna’da şehit edildiği gün ve saatte İreneus, Romalıların şehrindeyken, borazan gibi bir sesin “Polükarp şehit edildi!” dediğini duydu.
6. Daha önce de söylendiği gibi, İreneus’un bu [yazılarından] Gayus kopyalamıştır. Ve Gayus’un kopyalarından İsokrates Korint’te [kopyalamıştır]... Ve ben Pionius yine İsokrates’in kopyalarından yazdım. Kutsal Polükarp’ın vahyine göre onları araştırdım; neredeyse zamanın eskittiği kopyaları bir araya getirdim ki Rab İsa Mesih beni de seçilmişleriyle birlikte göksel krallığına toplasın. Baba, Oğul ve Kutsal Ruh ile birlikte çağlardan çağlara O’na yücelik olsun. Âmin.
“Polikarp’ın Şehitliği” Tanrı’yı Arzulamak ekibinden Travis Owens tarafından birebir çeviri yaklaşımı esas alınarak orijinal Grekçeden Türkçeye çevrildi. Köşeli parantez içindeki notlar çevirmen tarafından alınmıştır.
Son güncelleme tarihi: 31.08.2026
Yorumlar